BJK’lı Gordon Olayının İçyüzü! Ve Yıldıray Baştürk

25 Mayıs 2008 Pazar
YILDIRAY BAŞTÜRK DE YOK!!
Bir teknik adama şunu neden aldın diye soracak halimiz yok, haddimiz de değil. Sonuçta teknik adam “en iyilerden” bir kadro oluşturur ve oraya çağrılan her oyuncu bizim için de değerlidir. Ama teknik adam en iyileri seçerken adil olmak gibi bir zorunluluk da taşımalıdır.
Malum; Fatih Terim’in milli takımına “layık” görülmeyenler kervanının son kurbanları Yıldıray, Halil ve İbrahim Kaş oldu.
Yıldıray Baştürk, son yılların en yetenekli “Türk” oyuuncularından biridir, malum. Fatih Tekke ve Mehmet Topuz gibi..
Futbolu oynayanların çok iyi anlayabileceği bir çok “oyun içi” özelliğe sahip olmaısnın yanında, uyumlu kişiliği ve disiplini de ile de örnek olabilecek bu “gurbetçi” oyuncumuzun elbet bazı eksikleri de var;
Mesela kendini eleştiren medyaya kol-dirsek-sıvazlama üçlüsünü çekemeyecek kadar korkak; Mesela askerlik yapmamak için 40 bin takla atmayacak kadar yurtsever,
Mesela maç içinde rakipleirne ve hakeme “aşağılık mahluklar” gibi bakmayacak kadar pasif olması da Yıldıray’ın eksikleri olarak öne çıkıyor. Milli maçlarda talimatla adam sakatlama ve yumruklama eksikliklerine hiç girmeyelim zaten.
Oyunculuk yetenekleri bakımından, kadroda kalan 23 futbolcunun 23’ünden de fazlası var, eksiği yoktur Yıldıray’ın. Tıpkı Fatih Tekke ve Mehmet Topuz gibi..Oyun disiplini ve uyum konusunda da hiç kimseden eksiği yok fazlası vardır Baştürk’ün, tıpkı Mehmet Yıldız gibi..
Ama işte belli ki olmayan şeyleri de var.
Başından beri söyledim, bu milli takım halkın milli takımı değildir. Bu milli takım Fatih Terim’in milli takımıdır.
Halkın Milli Takımında Yıldıray Baştürk de oynuyor sayın Terim. Herşeye rağmen, bu güzel ülkeye olan sevdamızdan dolayı yurda başınızın dik dönmesini dileriz. Tesellimiz, son elemelerinizi oynayacak olmanızdır..
============================================================

Beşiktaş’ın Dinamo Zagreb’ten transfer ettiği Gordon Schildenfeld hakkındaki “görme özürlü” olduğuna dair haberi bugünkü (27 Mayıs) Sabah’ta okudunuz..
Önce şunu belirtmeli, haber eksik ve yanlış..Ben bu konuyu 3 ay öncesinden biliyordum, eh biliyordun da neden yazmadın diyenlere bunun nedenini ve hastalığın ne olduğunu kısaca anlatayım.
Ben bu bilgiyi Gordon’un tedavi gördüğü Acıbadem Hastanesi’nde görevli çok yakın doktor arkadaşım Şafak Çakmakçı’dan öğrenmiş ve öğrendiğimde de cidden çok mutsuz olmuştum. Zira Gordon da kendisinde böyle bir hastalık olduğunu ilk kez Türkiye’deki bu kontrolde öğreniyordu.. Hastalığın adı Multiplskleroz şüphesi, yani kısaca görme ve güç kaybına yol açabilecek bir hastalık..
Kendi alanındaki en yetkin uzmanlardan biri olan Çakmakçı; kontroller sonrası ortaya çıkan bu sorunu gidermek için kortizon tedavisi uyguladığını ve Gordon’un da bu tedaviye başarıyla yanıt verdiğini , dolayısıyla da görmeyle ilgili hiç bir sorununun kalmadığını söylemişti. Şafak Çakmakçı ile bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmanın ne kadar doğru olduğunu tartıştık, somuçta hem etik kaygı hem de o dönem şampiyonluk mücadelesi veren Beşiktaş’ın konsantrasyonuna zarar vermeme düşüncesiyle bunu yazmamaya karar vermiştik.
Haber üzerine Dr. Şafak Çakmakçı ile bir kez daha görüştüm. Çakmakçı, söz konusu haberin doğru olmadığını, Gordon’un görme yeteneklerinin uygulanan çok başarılı tedavi sonrası herhangi bir sağlıklı insandan farkı olmadığını ifade etti.

Bu haberden anladığım şudur;
Gordon bir sağlık sorunu yaşadı, doğru doktorun elinde doğru tedaviyle sağlığına kavuştu. Sonrası bir Horasan öyküsü.

Hürriyet Spor servisinde çalışırken müdürlüğümüzü yapan güzel insan Nezih Alkış, kaynağı belli olmayan haberler ve durumlar için şu sözü kullanırdı sık sık: HORASAN’DA HALI DOKUNDUĞUNU DUYMUŞ AMA ENİNE Mİ BOYUNA MI BİLMİYOR!
Evet, haberi yazanların penceresinden bakıldığında evet, Gordon kardeşimizde de bir sorun vardı, ama ne enine ne de boyuna..

MİLLİ TAKIMI İZLEMEK..

Lamı cimi yok, herkes kendi çevresinden de gözlüyordur sanırım, kimsede milli heyecan kalmamış! Sürekli oturduğum, gazeteci arkadaşlarla sıkça buluşup hasbıhal eylediğimiz kulüpde tek bir kişi Uruguay’la milli maçımız olduğunu söylemedi, zira bilen yoktu!? Bir arkadaşımız haber kanalı ararken birden maçla karşılaştık!? Dakika 11’di ve biz de maçı izlemeye başladık. Skor her ne olursa olsun aslolan şu; ne yaptılar ettiler bu halkı milli takımdan soğuttular! Buna halkın şaşmaz sağ duyusu mu demeli bilmiyorum ama, İsviçre rezaletinin baş aktörü ve uygulayıcısının beni de temsil ediyor olmasından feci derecede rahatsızım.
Maça gelince; bireysel olarak hakikaten çok değerli oyuncularımız var. Ve topu yere indirdiğimizde başını döndüremeyeceğimiz rakibimiz de yok. Lakin kötü ötesi bir defans anlayışımız ve vasat altı savunma oyuncularımız var. Bu defans yapısıyla 3 ten az gol yediğimiz her maçı başarı hanesine kaydetmeye razıyım..
Gökhan Gönül’ün sakatlığı sağ tarafımıza dair umutlarımı Sabri’ye mahkum kılarken, sol defans hattını da Uğur Boral yerine Hakan Balta’ya teslim edecek teknik adam duruşundan da hiç bir beklentim yok.
Uruguay çok iyi bir takım. Fatih Terim, şampiyonadan Türkiye’ye dönüşü mümkün olduğu kadar geç yapmak istediklerini söyledi, malum. Gruptaki son maç sonrası en geç uçağa rezervasyon yapmayı kasdetmemiştir, umalım ki..Zira bu halimizle bu hiç de şaşırtıcı olmaz. Baksanıza, yumurta kapıya dayanmış biz hala yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan aşamasındayız..Daha 11’imiz belli değil..Hala arıyoruz, da..Neyi??
=======================================

Burası bir spor sitesi ve haliyle önceliğimiz spor. Ama geçmişime dair yazdıklarımı �sol propaganda� olarak algılayan algı ve kavrayış sorunlular başta olmak üzere tüm okurlarımın şunu bilmesini isterim;

Hiçbir cümlemde ya da söylemimde hiç kimseyi bir yöne doğru �iteleme� küçüklüğüne girmedim, girmem, buna tenezzül etmem. Klavye kullanabilecek bir �aşamaya� gelmiş kişilerin de bir özgüven sorunu yaşayarak �bize siyaset yapma Tunalı� türü yanılgılara saplanmamalarını tavsiye ederim. Zira ben , okurlarımın asgari bir zeka ve düzey tutturduklarına inanıyorum. �Siyaset Yapma� diyenlere şunu sormalı; Cem Papila nam ikbal plancısının CHP”den adaylığını yerden yere vururken de ikebana çiçekçilik sanatını anlatmıyor, bas bayağı siyaset yapıyordum? Neymiş; işinize geldiğine suskun kalacağız, işinize gelmediğinde saldırganlaşacağız öyle mi!?

Ben sizleri aldatmadım, sizlere yalan söylemedim, bu yollar benim ayak izlerimi düşürmeye tenezzül edeceğim yollar değildir. Lütfen biraz izan, biraz saygı..

Yargıtay ve Danıştay

Her iki kurum da yaptığı açıklamalarda, siyasi iktidarı, �siyaseten� eleştirerek hadlerini aşmıştır. Hem ahlaken hem de hukuken olmuştur bu üstelik. Türk siyasi hayatının tarihini yazanlar; Yargıtay ve Danıştay”ın, bir siyasi �duruş�un ileri karakolları gibi kendi işlerini bir yana bırakarak, adı konulmamış bir �savaşın� tarafı olarak ortaya çıktıklarını ve adalet duygusuna büyük bir �kılıç yarası� indirdiklerinin kaydını düşeceklerdir.

AKP”ye karşı olmak, varoluş gerekçelerinizi sıfırlayabilecek bir nefretten besleniyorsa, aklın sınırları aşılmış ve �cinnet gemisinin� kontrolünü kaybetmiş yolcularından biri olmuşsunuz demektir.

AKP”yi tehlike olarak görmek başka bir şeydir, halkın oylarıyla gelmiş bir iktidarı �silah ve bürokrasi� ile yok etmeye çalışmak başka bir şey.

Hiçbir politika üretmeden, toplumsal dinamikleri harekete geçirecek, dönüşüm ve değişimleri hızlandıracak tek bir proje üretemeyen, sözde sol bir muhalefetten daha fazlasını beklemek de safdillik, bilirim..
Gerçek �sol�, bu darbeci-bürokrasi işbirliğine karşı durur ve AKP ile mücadelesini demokratik yolardan yapar. Lütfen CHP”yi sol tanımının içine yerleştirdiğimi sanmayınız. ÖDP Genel Başkanı Sayın Ufuk Uras”ı da bu çalkantılı dönemde daha fazla insiyatif almaya çağırıyorum.

FELUKA YENİ MELEK’TE

Yeni Melek’te en son Kazım Koyuncu’yu izlemiş olan yüzlerce kişiden biri olarak ben de, Kazım sonrası ilk kez gideceğim oraya. Biliyorum ki; Kazım’da oradadır ve bizimle horona duracak..Zaten öyle hissetmesem, Trabzon küme düşecek olsa gidemezdim. İşte davetiyeniz..

DENİZ DURDU HORONA
Yeni Melek 31 Mayıs 2008, Cumartesi akşamı, Karadeniz müziğinin tüm zenginliğini sergileyecek bir konser ziyafetine ev sahipliği yapıyor.Denizin, hırçın dalgaların, coşkunun, paylaşımın, horonun ve özünü bozmamış Karadeniz müziğinin buluşacağı gecede, birbirinden önemli grup ve isimler sahne alıyor.

Biletler: 20 YTL (Biletix)

KUZEY YILDIZI SİZİ ÇAĞIRIYOR!
Kuzeyyıldızı Trabzonsporlular Derneği’nin gelenekselleşmeye doğru yol alan halı saha turnuvasının finali 1 Haziran Pazar saat 17’de Çağlayan Motor Meslek Lisesi sahasında oynanacak. Final öncesi Karadeniz’e dair sayısız güzelliğin “sayılı” ünlünün de katılımıyla festival coşkusuyla paylaşılacağını söylemeye lüzum var mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: