“Yamali götlü polisler”

Futbolu da bayram gibi sevdik. Geri gelir mi bilmiyorum artık (arşiv)

Şahaneydiler.

Çocukluk uzaklaştıkça değeri artan lale devri insanın. Hele bir de sokaklarda geçiyorsa, hele bir de mahalledeki her anne ana, her abi agaysa.

Gıran dediğimiz, yani siz şöyle anlayın, rüzgarın aklına estiğinde bir insanı yerinden sökecek güce eriştiği anların mekanı, bir futbol sahamız vardı. Saha derken, 3 tarafı kayalarla çevrili, bir tarafı hemen atlayacakmış hissi veren Trabzon Limanına bakan gökyüzünden pencereli 10’a 20 bir saha, kaleleri taştan.

İç içe geçmeli “laylon” topumuz sık sık gırandan aşar ve kendini gabandan aşağı Temel Araz kuran kursu binasının terasına doğru salı salıverirdi. Bu durumlarda genel de “atan alır” kuralı işler ve topu almak için gafullukların (bildiğin livera yahu) arasına dalan hangimiz olursak olalım, topla birlikte sahaya dönerken üzerimizde en az 10-15 dikenlik bir acı buketi olurdu, ama ne gam!

O sahadaki “40’TA HAFTAYM 80’DE BİTER 20’DE UZATMA 100” maçlarımızın birinde, Maşatlık yönünden Abdurrahman abisinin geldiğini gören “Deli” İsmail’in çığlıkları yükseldi. Şöyle söyliyeyim, ben Oflu Fargo Salih’in beşinden geçip kaleciyi de çalımladıktan sonra topu 57. gol olarak kaleye bırakacaktım, bırakamadım.

Deli İsmail öyle bir çığlık attı ki, o sırada limanda kıçı bize dönük olarak demirli bulunan Ege vapurunun da baş kısmını bize doğru çevirerek “ne oliy la, arkamdan bişe mi çeviriysunuz” dediğini duyduk, inanmayan Gugudali Ali’ye sorsun!

Neyse, ona yok bişe dedik döndü önüne. Sonra soran gözlerle Deli İsmail’le abisine baktık. Sonra Abdurrahman abinin elindeki paketi gördük, paketin içinde ne olduğunu nasıl merak ediyorsak artık, o kadar!

Polislerle “yamali götlü polisler” diyerek dalga geçtiği için birkaç saatini karakolda geçiren ve aklı yerinden çıkan! İsmail’i çığlık çığlık çağıldatan şeyin ne olduğunu abisi söyledi.

“Ula yarın bayram da! İsmail’e yamasuz pantolon aldum, habu elimdeki odur, ziniya da anladı onu işte”

Arife günüydü demek. İsmail yamasız bir pantolona dünyanın tüm çocuk sevinçlerini sığdıracak kadar hasretmiş demek, Abdurrahman abi tuğla boşaltarak biriktirdiği alın terini, kardeşini mutlu etmek için bir pantolona yatıracak kadar abiymiş demek,

Maç kaldığı yerden devam etti sonra, uzatmaların sonu iftara dayandığı için herkes evine yollandı, benim gözüm bir ucuyla Ege vapurunda, yine döner mi acaba, niyeyse bu güvensizlik…

İyi bayramlar…

(arşiv, kaybolmasın diye buraya da taşıdım)


Yorum bırakın