Fenerbahçe ve Don Carleone

https://www.facebook.com/share/p/1AseH6TJAh/ Cia/Mossad projesi Fetö ihanetinin ülkeye zararı ölçülemiyor bile. Asıl amaçlardan biri Trabzon’la Fener’i birbirine kırdırma planı da olabilir, bu savımın nedeni de Fenerbahçe otobüsüne yönelik , dünya tarihinin en alçak provokasyonuydu.Bu devasa kalleşliğin faillerinin halen ‘meçhul’ olmasının yanı sıra, Fener camiasının da bu hainliğe yılda 1 kez değinmekle yetinmesini kabullenemiyorum. Bu fasıl böyle dursun.…

Written by

https://www.facebook.com/share/p/1AseH6TJAh/

Cia/Mossad projesi Fetö ihanetinin ülkeye zararı ölçülemiyor bile. Asıl amaçlardan biri Trabzon’la Fener’i birbirine kırdırma planı da olabilir, bu savımın nedeni de Fenerbahçe otobüsüne yönelik , dünya tarihinin en alçak provokasyonuydu.Bu devasa kalleşliğin faillerinin halen ‘meçhul’ olmasının yanı sıra, Fener camiasının da bu hainliğe yılda 1 kez değinmekle yetinmesini kabullenemiyorum. Bu fasıl böyle dursun.

Trabzon’la Fener arasında 2011 şikesi nedeniyle gerilen ilişkilerin her iki camiaya da zarar verdiği konusunda kimsenin bir itirazı yok. Pek çok sorumluluk sahibi kişi de her iki tarafa da zarar veren bu sürecin son bulması gerektiğini dillendiriyor . Saygı duyarız.

Tam burada Mario Puzzo’nun aynı adla sinemaya uyarlanan ve Coppola yönetmenliğinde başyapıta dönüşen Baba filmini hatırlıyoruz.

Don Carleone ailesi büyük bir ihanete uğramıştır ve yaşlı ‘Baba’ Carleone, oğul Carleone’ye şunu söyler;

” Anlaşmak için sana gelecek ilk kişi kimse hain odur”

Hasım aile Barzini’lerle barış için gönderilen kişi, yıllarca Carleona ailesiyle çalışmış , adeta aileden birine dönüşmüş Salvatore Tessio’dan başkası değildir! Baba haklı çıkmıştır, hain odur! Bunu niye hatırlattık peki?

Büyük 2011 şikesi sonrası ‘husumeti sonlandırmak’ isteyen çok kişi türedi, haklı haksız bir sürü gerekçe sunuldu Fenerbahçe’nin Fetö’ nün hedefi olarak ele geçirilmek istendiği iddiası en güçlüsüydü, kısmen haklılık payı olsa da, 2010-11 de Fenerbahçe’yi yönetenlerin organize bir şikeyle şampiyonluğu Trabzon’dan çalıp FB’ye verdiğini asgari bir zekâ ve vicdan sahibi herkese belgeleriyle kanıtlıyordu. Ayrıntıya girmek yorucu, dünyada görmek istemeyen gözden daha körü yok, malum.

UEFA, CAS VE IFM’nce tescilli şikeye rağmen, 2 camia arasında hasmane duyguların yerini sportif rekabet ve dostluğun alması gerektiğini söyleyenleri çokca duyduk.

Ama bu öneri sahiplerinden hiç birinin aklına ‘yahu Trabzon’un şampiyonluğu çalınmış, kupayı sahibine iade edelim, dostluk ancak böyle İnşa edilebilir ” fikri gelmedi nedense. Bu türden 1 – 2 kişi bana da ulaştı, hatta ortak TV programı önerdi, yanıtımız malumdur.

Yağmalanan; sevinci, onuru, gururu , parası çalınan Trabzon’un bu alçaklığı içine sindireceğini zannedenler tabi ki büyük yanılgı içindedir, böyle bir kabulleniş Trabzon’u kıyıda köşede kalmış bir kasaba çukuruna düşürür, ki aklın sınırları içinde böyle bir ihtimal bulunmuyor. Ha hepimizi bir tımarhaneye kapatacak gücü bulurlarsa o başka!

Trabzon’da ” Barzini’ler” adına kim ki barış elçiliğine soyunur, bilin ki hain odur!

Hafta sonu Trabzon -Fener oyununa gelince;

Elbette tarihi arka plandan bağımsız bir oyun olmayacaktır, ama Trabzon’a gelen her takım gibi Fenerbahçe de misafirdir ve öyle ağırlanmalıdır. Sahadaki mücadelede taraflardan birine meyletmeyecek onurlu ve adil bir hakem idaresinde hak edenin kazandığı bir oyun olmasını ve Trabzon tribünlerinin ‘oyuna’ gelmemesini 3 puanın şifresi olarak görüyorum.

Şunu da ekleyelim;

Trabzonspor 1975’de lige çıktığında hiçbir takım değil ama Fenerbahçe sahaya ‘lige hoş geldin Trabzon’ pankartıyla çıkmıştı, bunun hatırını da unutmayalım, halkın kulüplerini kriminal tiplerden dolayı ‘düşman’ olarak görme yanlışına düşmeyelim.

Yorum bırakın