96 dan 2010 a Aykut Kocaman: Ha Bolakiden Ha..!
Trabzonspor tarihinin en trajik sayfalarından biri olan ve unutulmasına çok az kalan 1996 travmasının ardından Fenerbahçe takımından iki oyuncu, Aykut Kocaman ve Oğuz Çetin , ev sahibi takımın trajik finali sonrası empati düzeyi yüksek açıklamalarıyla tüm Türkiye’nin sempatisini kazanmış ve spor tarihimizin onur defterine kayıtlarını düşmüştü. Dürüstlüklerine güvendiğim birkaç Fenerbahçeli arkadaşımın; “Selo bu tatlı sözlere kanma, Ali Şen bu Sakaryalılar grubunu dağıttıysa (Malum bu iki isim Ali Şen tarafından kulüpden uzaklaştırılmıştı) bunun geçerli bir nedeni vardır” uyarılarına da gülüp geçmiştim.
Aykut Kocaman fotoğrafının kalbimizde, popüler kültür kanalıyla dünyamıza girdiği ilk andan itibaren hep saygın bir yeri oldu. Konuşmaları ciddiye alındı, gösterdiği duruş kendisini sevmeyen Fenerbahçelilere karşı bile savunuldu.
Sonra gün oldu Aykut Kocaman Fenerbahçe’nin Teknik Direktörlüğü gibi, bu ülkede 20 milyona yakın insanın Başbakan’dan bile çok önemsediği bir makama geldi. Sporun ve özelde futbolun, saha içinde mertçe mücadele dışında ise dostluk olduğuna inanan herkes gibi ben de bu kararı alan Fenerbahçe Başkanı Sayın Aziz Yıldırım’ı alkışladım, dilim döndüğünce de başta Fenerbahçeliler olmak üzere herkesin Kocaman’a güvenmesi gerektiğini ve sonuçta kazananın Türk sporu olacağını yazdım. ( http://www.odatv.com/n.php?n=aykut-kocaman-ve-ha-bolaki-1609101200)
Lig başladı sonra. Fenerbahçe kötü sonuçlar aldıkça homurtular yükselmeye, Kocaman’a inanan ve ondan önemlisi Türk futbolunu önemseyen kişiler de kendisini korumaya çalıştı, korunmaya ihtiyacı olduğundan değil, inanıldığı için
Sonra ligi forse eden Trabzonspor puan farkını açmaya ve Üsküdar’ı geçmesine çok kalmadığı ortaya çıktıkça; bir şey daha açığa çıkıyordu. Ve bu açığa çıkış beni 96 travması sonrası Fenerbahçeli arkadaşlarımın “Selo bu Aykut’a filan çok inanma” mealindeki uyarılarıyla yüzleştirmeye yetti. Aykut Kocaman; akıl ve vicdan ölçüleri içinde “mini minnacık” bir açıklama yaptı; Trabzon’un kazandığı penaltılar irdelensin!
En basiti haliyle, kendi evinin önünden yükselen pis kokulara burun tıkayıp karşı evin önünü işaret etmek hiç de etik bir tavır değil. Ya da daha yakın bir örnek, Kendi sahasındaki Karabük maçında, olmayan bir pozisyondan faul üreten hakem katkısıyla öne geçen ve aynı maçta kendi oyuncularından birkaçının kamuoyunun ortak görüşüyle oyundan atılması gerekirken tek laf etmeyen Aykut Kocaman’ın kulağına kim üflüyorsa, bu üflentinin iyi niyetli olmadığını hoca da bilmelidir.
Meğer Aykut Kocaman’ın adalet duygusunun da bir sınırı varmış, meğer!
Meğer Aykut Kocaman da, sadece kazanınca adil olabilenlerdenmiş,meğer!
Meğer Aykut Kocaman da zoru görünce eski Başkanı Ali Şen’in yöntemlerine inebiliyormuş, meğer!
Meğer Aykut Kocaman da kocaman bir düş kırıklığı olabilirmiş meğer!
Sayın Kocaman’a “insanca” tavsiyemiz; gerçek kimliğini objektivizm zırhıyla kapatmaya çalıştıkça komikleşen, kendi cemaatinden olan herkesi ve Emre’yi her haline ve tüm çirkefliklerine rağmen yüceltmeyi görev bilen, hak edeni alkışlama erdemini gösteremeyen cemaat çıkıntısı yazarcıkların gazına gelmemesidir. Dost ortamında konuşulanlardan haber üretmeye çalışan kişilerin rehberliğinde gidilecek tek yer, kaybedenler çöplüğüdür, ki bu istediğimiz en son şeydir.Zira Aykut Kocaman’ın o düzeylere inmesi sadece kendisinin değil ülkemizin de kaybıdır.
Onun bunun söylemleri ya da kişisel ilişkilerin tetikleyebileceği subjektif verilerle hareket ederek, Alex gibi oyunun kendisinin ve rakiplerinin de sevgi ve saygıyla izlediği bir futbol profesörünü kaybetmeyin, zira Alex bir renge hapsedilemeyecek ve herkesin sevgilisi olabilecek kalitede bir özel adam.
şimal için bir cevap yazın Cevabı iptal et