BİR ALİ ECE VAKIASI!

BU ŞEREF!ALİ ECE’NİN

Neresinden bakarsanız bakın Ali Ece sevimli, sempatik ve bilgisini ukalaca değil paylaşımın hazzını yaşayarak sergileyen bir figür. Kendine has benzetmeleri, özel hayatına dair gerçek-yarı gerçek-full hayal birçok anısını paylaşması da kendisini farklı kılan özelliklerinden birkaçı.

Üniversite yıllarımdaki yoksulluk batağında (dramatize için değil, neredeyse her öğrenci aynı sıkıntıları yaşar, ve iyi ki de yaşar) , o zamanlar hala çıkmakta olan Bayram gazetelerinde 3 gün çalışıp, alacağımız parayla kendimizce Köprüaltı alemlerine hazırlık yapardık. O bayramlardan birinde o zamanın Tercüman gazetesinde (Bayram gazetesi herhangi bir gazetede hazırlanırdı) İslam Çupi üstadla tanışmış, üç gün de olsa birlikte çalışmış ve kalemine hayran olduğum bu güzel insanın karakterine de saygı duymuş, kendimi özdeşlemiştim. O’nun kalemine ulaşabilecek bir kalem daha yetiştirebilir mi bu iklim bilmiyorum, (Bir başka bilge adam Attila Gökçe üstadımız da alınmasın, özneldir, çok kırılırsa gördüğü ilk yerde şamarı çakar bana, şereftir benim için.) ama kimi zaman saman alevi gibi parlayan kalem ışıltılarıyla tanıştığımız da olmadı değil. O ışıltılardan birinin adı da Ali Ece oldu. Ece’ydi diyecektim, diyemedim… Ali Ece ne yaptı diyenleriniz olacak şimdi, ya da ne yapmadı diyenleriniz.

Olan şu; Ali Ece 26 – Ocak – 2011 tarihinde Beşiktaş Dolmabahçe Stadı’nda oynanan BJK – Trabzonspor kupa maçını anlatan maç yazısında ne yaptı biliyor musunuz? Dünya Spor Basını tarihine ve muhtemeldir ki başka birçok alanda bir ilk olabilecek yeni bir anlayışın ilk adımını attı. Tam 34 satırdan oluşan ve “Anne beni uzaylılar kaçırdı” başlıklı yazıda Beşiktaş takımını nasıl öveceğini şaşıran ve kılıktan kılığa giren kaleminden , oynana oyunun iki tarafından biri olan TRABZONSPOR takımından herhangi bir şekilde bir kez bile bahsetmedi.

Habercilik açısından içine düşülen komik durum tolere edilebilir, ancak bilinçaltıyla ilgili sorunun tolere edilmesi hiç de kolay görünmüyor. Ya ilaç ya da psikolog desteği şart gibi görünse de, şimdiye kadar hiçbir vicdanın ilaçla terbiye edilebildiğine dair bir kaydı yok yorgun dünyamızın.

Tutulan takıma mersiye dizercesine John lennon tadı ya da Jimi Hendrix sololarından yararlanmayı düşünmek okurlar için keyifli olmuştur kuşkusuz, ama okurlar arasında Ali Ece gibi düşünmeyenler de olacaktır, haliyle, o okurlar açısından da komedi kısmı bir yana, ironik bir yazı olmuştur. Ali Ece ve O’nun özelinde objektif yayıncılık şemsiyesinin altına sığmaya çalışan İstanbul medya mensupları şunu bilmeli;

Evet Lennon da Hendrix de sevdiğimiz saydığımız sevgililerimizdir, ama bizler “Show Must Go On” diyen Freddy Mercury’yi de “Shine On You Ceazy Diamond” diyen Pink Floyd’u da çok seviyoruz, Trabzonspor’u sevdiğimiz gibi.. Tüm bunların İslam Çupi ile ne ilgisi var diyenler baştan bir daha okusun.

“BİR ALİ ECE VAKIASI!” için 2 cevap

  1. Bizans fethedileli çok oldu ama medyası hariç:) Bıktık yıllardır yazılanlardan. O yüzden kimin ne yazdığından ziyade, sezon sonu durumumuzun nerede olacağı beni daha çok ilgilendiriyor. Zaman aklımızı başımıza toplayıp, bu yazar ve onun gibi düşünenlere cevabın en güzelini şampiyon olarak vermektir.

    Beğen

  2. sedat abi yazıyı bende okuyunca çok kızdım ama malesef durum böyle ist medyası tarafında ve buna en iyyi cevabı şenol hoca ve futbolcularımız umarım verebilecek kadar yüreklerini koyup bu sene şampiyon olabilirler

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: