Kazım Koyuncu (anısına)

Üzerine binlerce yazı yazıldı, efendi aramayan ruhunun ve tarifsiz sevgi bahçesi kalbinin eşsiz ürünlerini notalarla buluşturup çok farklı karakterlerden milyonlarca insanı kendi türküsünde buluşturmuştu Kazım Koyuncu. Hopalı bir berberin romantik oğluydu, içi sevgi ve şarkı doluydu, ne sevgisini doya doya bölüşebildi ne de türkülerini, zamansız bir baharın ortasında çekip gitti adında sonsuz bir ıssızlık bırakıp…

Bir devrimciydi Kazım Koyuncu, söylemleriyle de, eylemleriyle de…Hiç kimseyle kavga etmeye niyeti yoktu, sadece işini yapıyordu, kardeşliğe, pastoral hayata ve devrime dair türküler söylüyordu, herkesi kucaklayarak… Ahmet Kaya’nın başardığını o da başarmış, her türden siyasi görüşten insanı sesi, kalbi ve yorumunda birleştirmeyi başarmıştı.

Hopa’da doğmuştu Kazım Koyuncu. İstanbul takımlarından özellikle birine yönelik “anlaşılabilemez” sevgi ve sempati ortamına doğmuş, çocukken sorgulamadığı bu garabetin büyüdükçe farkına varmış ve hesapsız devrimci ruhu devreye girince de , bu ülkenin en büyük ihtilalci takımına gönül düşürmüştü.

Trabzonsporluydu Kazım Koyuncu. Kokuşmuş dükalar düzeninin snop temsilcilerinin burnunu defalarca toprakla buluşturan, elleri nasırlı emekçilerin kalbine “biz de başarabiliyoruz işte” tohumlarını eken, modern çağın arenaları olan stadyumlara mertçe mücadeleyi, rakibe saygıyı, inancı, yenilirken bile kaybetmemeyi, saha dışındaki ayak oyunları çukurlaşmalarına saha içinde yanıt verme asaletinden hiç sapmamayı, “dümenin yekesini ve Kemeraltın’da Fotika’nın memesini aynı iştahla tutan” uşakların takımın taraftarıydı. Ruhunda devrim ateşi yanan herkesin de sevgilisi oldu Kazım. Üç İstanbullunun tribünlerinden de hiç eksik olmadı Koyuncu sevgisi. İnsanlığın ortak güzellikleri söz konusu olduğunda ortak paydanın bileşenlerindeki zenginlik en büyük miraslarından biri oldu Kazım Koyuncu’nun.

Kazım Koyuncu ile aynı sabah masasında aynı pamuk ninenin elleriyle hazırlanmış kahvaltının sessiz arkadaşları da olmuştuk, farkına ve tadına varamadan belki. Zuğaşi Berepe’nin ilk tohumları atılmıştı henüz, henüz uzak sulara dümen vurmamıştı Kazım, kocaman yüreğinin belki kendisi de farkında değildi , gitarının tellerinden çıkan notaların gücü sesi ve yorumunun eşsizliği ile evrensel bir yolculuğa başlamamıştı, henüz…

Bir insan neden Trabzonsporlu olur sorusunun en güzel yanıtıydı Kazım Koyuncu.

İtaat etmeyi sevmiyordu, hak etmediği şey güneşin ışığı olsa gölgeyle hemhal oluyordu, güçlülerin iktidarına karşı ezilenlerin demir yumruğu olarak meydanı oligarşik çakallara terk etmiyordu, kırılsa da eğilmeyen bir boyun taşıyordu, bir memleket türküsü duyduğunda anında gözyaşlarına boğulabilecek bir yürek taşıyordu, her tarafıyla insan ve memleket kokuyordu çünkü…

Kazım Koyuncu örneği, yanıtını arayan şu sorunun işaret fişeği olarak bu ülke semalarında her bakıldığında görülebilen bir Kuzey Yıldızı olarak parlamaya devam edecektir:

Bir insan hem devrimci olduğunu iddia edip hem de oligarşi takımlarından biri ile gönül bağı kurabilir mi?

Kazım Koyuncu’ya selam olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: