Aspor ekranlarından canlı yayınlanan ve TFF Riva tesislerinde oynanan bir hazırlık maçında spiker Cüneyt Şen’in yanında yorumcu olarak da ben bulunuyordum. Yayının bir yerinde sahadaki oyunculardan biri olan Muhammed Demir’den bahsederken bir boş boğazlığa imza koydum, Trabzon’un özellikle merkezi ve doğu ilçelerinde halk arasında sık yapılan bir espriye gönderme yaparak, güya, Muhammet Demir’e sevgi geçişi yaptım. Tabi ki canlı yayında edilecek laf değildi ve bir anda sosyal medya marifetiyle bir linç girişimi başlatıldı, başlatanın İBB spor başkanı Göksel Gümüşdağ olduğuna yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamazdım!
İş linçe dönüştükten ve tartışma Araklı özelinde nahoş olaylara sebebiyet verecek bir düzeye taşındığında hemen inisiyatif aldım ve Guguda ile hem hısım hem köylülük ortak paydasına atıf yaparak çirkin provokasyonların önüne geçtim. Tabi bu süreci Gugudalı akil birkaç abinin de desteğiyle atlattık. Elbette ki kendimi içlerinden biri saydığım için kimi Gugudalıların daha beni dinlemeden teneke çalmaya başlaması bir burukluk ve kalıcı iz de bıraktı . Bu inisiyatifi almak zorundaydım zira ben Araklı/ Sürmene hattının en saygın ve dik duruşlu sülalelerinden birine, Kınalıoğulları’na mensup biriydim ve önü alınmazsa provokasyon başarıya ulaşabilir, iç içe iki köy birbirine kötülük edebilirdi , şükür bunu önledik.
Peki işin arka planı neydi?
Sevgili Tekin Küçükali Kızılay Genel Başkanlığı sırasında sayın Cumhurbaşkanı ile de lüzumu halinde bire bir görüşme imkanına sahipti.
İşte bu görüşmelerden birinde syn Cumhurbaşkanı (o dönem Başbakan) Tekin abiye, mealen
” Tekin abi ( abi diye hitap ederdi) senin bir basın danışmanın (ben yani) varmış, bizim Göksel’e çok sallıyormuş, Emine hanım rica ediyor, acaba bu yazılara son verebilir mi?” demiş, Tekin abi de durumu bana aktarmıştı.
Göksel Gümüşdağ, o dönem Almanya Bochum Cumhuriyet savcılığına yürütülen bir bahis soruşturmasında şüpheli olarak yer alıyordu ve ben de bunu birkaç kez yazmıştım. Dosyanın akıbetini bilmiyorum, bildiğim şu ki o dosya kapsamında bazı Türk vatandaşları da ceza aldı ve içlerinde GG yoktu, yani muhtemelen beraat etmiştir.
Ama belli ki medyanın malum şike sürecinin de etkisiyle çok girmek istemediği bu konuyu yazmam GG’de bana derin bir husumet oluşturmuş ve o da , benim kendisine nefis asistimi gole dönüştürmeye çalışmış, bereket çizgiden çıkarmıştık!
Yani anlayacağınız konu ne attı ne Guguda!
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a beni şikayet eden tek GG olsaydı keşke!.
Trabzon siyasetinin en önemli figürlerinden ve ‘abi’lerinden biri de GG’den geri kalmamış ve bir dosya eşliğinde yerelde , sosyal medyada ve ulusalda çıkan yazılarımla beni sayın Erdoğan’a şikayet etmiş, mümkünse ekmeğimden edilmemi ummuştu. Hakkım helal değildir, hoş çok da umrundadır ya!
At Hırsızlığının Aslı
Trabzon 1916 da Rus işgaline uğradığında , Of Baltacı deresindeki destansı savunma hattı kırıldıktan sonra özellikle köyümüzün de bulunduğu Karadere vadisinde çok kanlı çatışmalar olmuştu.
Rus komutanlık makamı, Karadere operasyonlarını yönetmek için , annem ve babam tarafından atalarım olan Falcıoğulları’nın Zavzaga (Yoncalı) köyündeki büyük aile evini karargah olarak seçmişti. Rus askerleri Kaşıkçı dediğimiz nahiye merkezine kadar gelen lojistik destek ünitelerini Kaşıkçı’dan Zavzaga’ya çıkarmak için de yine Rusya’dan getirilen ve Katana olarak bilinen dev atları kullanmıştı.
Bu katanalar dede evimizin ahırında tutulurken ,dayanıklılıkları ve kolay bakımları ile de halkın ilgisini çekmişti.
Yörede bu atlardan bir kısmının köylüler tarafından (ç)alındığı Rus askeri raporlarında da yer almış ancak özellikle Gugudalılar işaret edilmemişti. Vadide bulunan köylüler de işgalci Rusların atlarını ‘kamulaştırma’ cesaretini sadece Gugudalıların gösterebileceği ön görüsüyle, muhtemeldir ki bir yakıştırmada bulunmuştu.
Kaldı ki işgalci bir orduya herhangi bir şekilde zarar vermenin tek bir adı olabilir; Vatanseverlik!
En başta dediğim gibi, mesele ne Guguda ne Katanaydı, mesele şike bahis dosyasında şüpheli olarak yer alan ve sayın Cumhurbaşkanının eşi Emine Hanım’ın abisinin kızıyla evli kişinin , bu konuyu haber yapıp yazan Selahattin Kınalı’dan intikam hamlesiydi. Kısmen de başarılı oldu demeliyim.
Ben hala Guguda’yım Zavzaga’yım, sen kimsin GG!?
Yorum bırakın