Ümit mi? Milli mi?

Yıllardır bu oyunu izler dururum. Bu akşamki sözde ümit takımımı kadar kendini bir şey zanneden, rakibini ciddiye almayan, birbirinden kopuk ukalayı bir arada izlemedim.

Fatih Terim kontenjanından takımda yer bulan isimlerin en “Maradona”sı, sanırım sizler de hak verirsiniz, Caner’di. Aldığı bir topu olsun tek top oynamaz mı bir futbolcu? Bu nasıl bir egodur ki, “üzerinden aşırtma” çalım atmadığı tek bir rakip bırakmamacasına bir laubualilik sergileme cesareti buldu! Caner lakaytlığına 1 saat tahammül eden Hami Mandıralı, “imparator”un gönderdiği 4 oyuncuyu da ilk 11’e koyarak aslında bir anlamda kendi ipini de çekmiş oldu.

Oyuncuları tek tek yazmayıp, kimilerinin sözleşmelerindeki rakamların karşı takımın tüm oyuncularını satın alabilecek kadar bol sıfırlı olmasının utancını onlara bırakalım.

Barış Memiş diye bir oyuncu var solda, oyuna girdiğini ikinci yarının ortalarında fark ettik. Bu nasıl bir oyun anlayışıydı ki, sürekli tek kanattan oynayıp çağdaş futbola sırt çevirmeyi göze aldı? Ben böylesi bir körlüğü ne Hami ne de Abdullah’a yakıştıramam. Her ikisi de oyun zekaları üst düzeyde yeteneklerdir, lakin bu yetenek şu veya bu nedenle sahaya yansımamış ve Türkiye FİFA sıralamasında arasında toplu konutlar kurulacak kadar mesafe bulunan Belarus’a, hak ederek, kaybetmiştir.

Ne diyordu Federasyon Başkanı; “Finallere Arda ve Topal’ı da göndereceğiz”
Bunu yapmak yerine, rakibini 4 gün önce alt etmiş bir takıma 4 oyuncuyu göndermenin nasıl bir motivasyon kaybına ve nelere mal olabileceğine dair birazcık öngörünü olsaydı çok daha yararlı olurdu sayın Başkan.

İnanın, kaybedişimiz değil; hiçbir yerlere sığdıramadığımız “böyük” yıldız adaylarımızın lakaytlığıydı acı verici olan.

Bir de şunu ekleyelim de tam olsun; Serdar Kurtuluş duran top üstadıydı da, biz mi fark edememiştik bugüne kadar!?

İBRAHİM SETEN HABERCİLİĞİ
Vatan’da bir süre çalıştım, yani aynı mutfağa malzeme taşımışlığımız var sayın Seten’le. Buna rağmen ne o beni ne de ben onu şahsen tanımayız. Ama özellikle Üç İstanbullunun başkanları nezdinde hiç de makbul bir adam olamadı Seten. Nedenini kesin olarak bilemeyiz elbet, ama öngörülerimiz şunu söylüyor: İbrahim Seten kulüp ya da kitle kuyrukçuluğu yapmak yerine gazetecilik yapmayı; birkaç özel haber ya da benzeri menfaatler uğruna kurulmuş sahte dostluklar yerine, haberin namusuna sadık kalmayı önemsiyor. Bugünkü (Salı) Vatan gazetesindeki yazısı sonrası, sayın Adnan Polat adına üzülmemek elde mi?

TRABZON ALİ SAMİ YEN’DEN 3 PUAN ÇIKARIR MI
Valla çıkarırsa ilk yarıyı lider kapamayı neredeyse garantileyecek bir fark oluşur. Ben, eğer bir şampiyonluk mücadelesi olacaksa, bu mücadelenin Denizli faktörüne rağmen Trabzon’la galatasaray arasında olacağına inananlardanım. Mustafa Denizli balonunun çabuk patlayacağını ve kartalın Sağlam’ı çok çabuk aramaya başlayacağını düşünüyorum. Sağlam çok “sağlam” olduğundan değil, Denizli hamlesinin zamansızlığından.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: