Ankara’dayız, Serkan kardeşim akşama doğru aradı;
“Abi akşam ne ediysun bişeler yiyelum mi”
“Bu ara çok mezgit yaptı deniz, yumurtali mezgit bulursak yiyelum”
“Abi alkollu mu olacak alkolsuz mu”
“Bireysel keyfe keder”
Balgat tarafına düştük, “bizum uşakların” yeni açtıkları mekana: Dalyan Balıkçılık!
Hamsi, mezgit, karides ve deniz ürünleri salatalı, ama ille de Serkan’ın doyumsuz cümleleri ve saygıda kusur etmeme odaklı motivasyonuyla dalgalanan mekan sahibi Hemşinli Cemil’e gülelim mi üzülelim mi bilemedik. Ama yolu Balgat’a düşenlerin akıllarına da balık düşerse…
Sonra Sivasspor kafilesini kaldığı otelde ziyaret ettik. Çaylarını içtik, Orhan Kaynak hocayla puan hesabı yapıp ilk yarıyı “iyi bir yerde” kapattık. Reşit Galip beyle buluştuğumuzda, evimizin herşeyi Sertan’ın her zaman olduğu gibi , internetten indirdiği adı sanı duyulmamış bir filmi daha izlerken bulduk. Çok güzel şiirler yazarken sinemaya da bu kadar tutkun olan başka beden eğitimi öğretmeni var mıdır Ankara civarında ?
Yeme içme faslı sonrası bir Ankara rutinini daha tamam edip uykunun koynuna girmiştim
Gecenin bir yarısı telefon sesiyle kalktım. Telefonların ikisi de titreşimde olduğu için ses dediğim şeyin kulak dibi eşek arısı seyru sefaini olarak anlayın siz. Gece yarısı telefonları herkesi olduğu gibi beni de ürkütür, ürküntüyü ellerime katıp zar zor ilk telefonu buldum, o değilmiş titreyen. kalktım portmantoya asılı mont cebindeki ikinci telefona koştum, o da titremiyor, o ara sertan’la göz göze geldim, sanırım gecedeki 3. filmini izliyordu, e bu ses nereden geliyor öyleyse. Titreyişler bitecek gibi değil.
Sonra ne mi oldu? Birşey olmadı. Telefon titreyişi sandığımız şey, bir arkadaşın horlamasıymış meğer! Mübarek uyumuyor içindeki aslanla savaşıyor! Sabah durumu anlattığımda verdiği tepkiyi de yazalım da tamolsun: Ne zaman horladım, ben hiç duymadım!!
Ankara’da bir gece ve sabahını dinlediniz…
Yorum bırakın