Başarıyı satın almak

Avrupa basketbolun zirvesine bir Türk takımının bayrağını dikmesine ramak kaldı, malum. Fenerbahçe uzatmaya giden finalde Rus rakibi CSKA Moskova’ya  101 – 96 kaybederek bu büyük yarışı 2.lik kürsüsünde bitirdi.

Meslek büyüklerimizden Özgen Acar’ın köşesindeki “Fenergarden”  başlıklı yazıyı görünce, son anlarını bir radyodan dinlediğim finale geri döndüm. Maçın son anlarını, haliyle büyük bir heyecanla anlatan program sunucusu meslektaşım, o anda canlı telefon bağlantısı yaptığı basketbol duayeni konuğuna;

“Üstadım, Fenerbahçe’nin bu başarısı Olimpiyatlara katılma yolunda mücadele veren Milli Takımımıza da olumlu olarak yansıyacaktır, ne dersiniz” diye bir top attı, ama ne top!

Top alevler içindeydi. Top tutulacak gibi değildi. Top değil bildiğin ateşlenmiş havan topu.

Mesleğine saygı ile hamaset arasında gidip geldi telefondaki ses. “Evet olimpiyatlara hiç gidemedik” dedi önce. bir süre havaya suya bakmak istedi sanki, sorunun sahibi hala bu suskunluğun sebebini kavrayamamıştı ki , telefondaki uzman “keşke Türk oyuncular daha fazla süre alabilseydi” diyerek ölüyü ortada bırakıp konuyu değiştirdi. Bu fasıl da bende bu kadar kaydedilmiş.

Özgen Acar’ın “Fenergarden” başlıklı yazısını görünce aklıma ilk gelen işte bu diyalog oldu.

Sonra final maçının kadrolarını çıkardım.

Fener sahaya 10 oyuncuyla çıkmıştı, sadece biri Türk, Melih…

Moskova’da ise 11 kişilik kadronun 6’sı  Rus’tu.

Aslında araştırmaya başlarken CSKA’nın da tıpkı Fener gibi silme yabancı oyuncu dolu olduğunu düşünmüştüm. Şaşırdım. Yani Fenerbahçe gibi, Rus takımının da , son on yıllarda tüm dünyanın konuşa geldiği “rus zenginler”  algısıyla, başarıyı satın alacağı ön görüsündeydim. Yanıldım.

Fenerbahçe’deki tek Türk oyuncu Melih baç boyunca çok az süre ve sıfır sayı ile oynarken, CSKA’da ise 6 Rus oyuncunun hepsi kıymetli süreler aldı ve skora da 25 sayılık bir destek oldular.

*

Hiç şüphesiz ki ne Fenerbahçe ne de bir başka Türk takımı Barcelona’dan, Real’den, Bayern’den , United’den , Arsenal’dan daha büyük bir takım, camia değil..

Bu takımlara bakınca, futbol ya da basketbol veya başka bir branşta, tüm oyuncu grubunun yabancı olduğu takım göremezsiniz. Barcelona bunca başarıya rağmen sahaya her maçta alt yapıdan en az 4-5 direk oyuncuyla çıkar.

Şampiyonlukların da kokusu vardır. Eğer o kokunun içinde kendinizden bir şey bulamazsanız hazzınız yapay, sevinciniz eksik, coşkunuz yarım ağız bir gülüştür, hatta yenilgiden duyulan acı bile öksüzdür.

Herhangi bir uluslararası organizasyona tamamı yabancı bir kadro ile çıkmanın, ülkeye ve basketbola tek bir oyuncu kazandırma kaygısı bile olmadan sadece istatistik kovalamak , satın alınmış başarılar üzerinden narsizmin tatmininden öte bir anlam taşımaz.

Başarınız paranız kadar yani, daha çok paranız olsa daha büyük başarılar da mümkün yani, mümkün olmayan kendi bahçende bir çiçek yetiştirmekmiş yani; yani yazık bu ülkenin gençlerine, kaynaklarına, umutlarına…

Finalde bir Türk takımı, takımda tek Türk yok…

Özgen Acar tek kelime ile özetlemiş.

Fenergarden!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: