Trabzon Kazanı! Sivas’ın inadı Panorama ve Hıncal Uluç Çağrısı!

19 Nisan 2008 Cumartesi
Ligin düğümü bu hafta çözülür mü bilmem, zira olası bir beraberlik ligin şampiyonunun son haftaya bırakabilir. Muhtemel bir Fenerbahçe galibiyeti, sarı lacivertlileri Trabzon’a “şampiyon” sıfatıyla taşıyacağı için, Sivas – Galatasaray maçı, şampiyonlar liginin diğer yolcusunu belirlemek dışında bir anlam taşımayacaktır, hoş bu da ziyadesiyle anlamlıdır. BJK’nın tek şansı ise rakiplerin sırayla kayıpları oynaması ki, bu saatten sonra çok zor. UEFA şansını Galatasaray’ın Sivas galibiyetine endeksleyen Kartal için bu sezonu da “hatalı yönetimlerle kaybedilen sezonlar ve paralar dosyası”na koyabiliriz. Trabzon’dan söz etmediğimizi gördünüz, şu ara meşgul çalıyor Trabzon, daha kendi değerlerini çarçur edip, egoları aklın ve şehrin önüne çıkarma sürecini tamamlayamadılar. Ama kararlı bir şekilde hedefe yüründüğü için başaracaklarına ve birkaç yıl sonra efsaneye kilit vuracaklarına dair umut verici gelişmeler var.

Fenerbahçe’nin Denizli, Galatasaray’ın da İBŞ galibiyetleri beklenen sonuçlardı, hatta Sivas’ın, bana göre ligin en kaliteli kadrolarından birine sahip Ankaraspor’u zor da olsa alt edişi de normaldi. Normal olmayan , BJK’nın ölüm kalım mücadelesi veren Rize’den 3 puan çıkaran performansıydı. İlk 11’in de “tanıdık” tek bir oyuncu bile sayamadığımız Rize önünde alınmış bu galibiyet Kartal’a ne ifade eder bilmiyorum ama, Rize için lige vedanın en güçlü salvosuydu. Yine de herşey bitmiş sayılmaz..
Kezman’ın kaçırdığı gol, Tjiku’nun Lincoln’e salladığı tekme, Trabzon tribünlerindeki rezillik, G.Birliği’nin Trabzon’da kazanacak performansı sahaya taşıyamayışının iki hafta sonra çıkacak acısı, Bursa’nın ilamı, Kasımpaşa’nın paşa paşa dönüşü, Manisa’nın erim erim erimesi, vesaire vesaire..Şu dakikadan itibaren hepsi birer ayrıntı artık, şimdi tüm Türkiye, ligimizin derbisine kilitlenecek.
Zaten tüm bu saydıklarımız, sayamadıklaırmız, külliyen hepsi; şu dünyanın 1, bilemedin 2 numaralı derbisinin tavşanı değil miydi?

Haydi Türkiyem ve onun ilkeli spor basını; herkesi bu maça hazırla!!
===============================================================

Sivas’ın Direnişi

Siz bakmayın Sivas’a yönelik “iyi ki varlar, Türk futbolu için çok güzel oldu, inşallah devamı gelir” şeklinde cümleleşen “tarafsız spor yazarı” görüşlerine.
Sivaslı kardeşlerim;
Keşke lige talihsiz Trabzon maçıyla başlamasaydınız! Keşke teknik direktörünüz ve başkanınız bir futbol maçından arap-israil savaşı çıkaracak kadar akıl sağlığından uzak kalmasalardı, keşke bazı futbolcuların başını çektiği çirkefliğin rengi kırmızı-beyaz olmasaydı..Keşke, keşke..
Ama ben tüm keşkelere rağmen, Trabzon camiasının kahır ekseriyetinin aksine yine de sizin şampiyon olmanızı istiyorum. Zira, sizin yerinize bir İktidar takımının şampiyonluğunu dilemek, Trabzon’un varoluş gerekçelerini sıfırlarken, kendiyle de çelişmenin fotoğrafı olarak arşivlere taşınır. Ben bunu yapmayacağım, ben bugünü değil yarını da düşünmek ve tarihe cümle düşürürken, geçmişle geleceği diyalektik bir süzgeçten geçirmek zorundayım. İşte bu nedenle, iktidar edenlerin değil, aşağıdan gelenlerin yanındayım. Haydi Sivas..
Ben geçmişi unuttum, kalbim sizinle..
Şimdi tüm spor kamuoyu sizinleymiş gibi durur, sakın onlara aldanmayın. İstanbul medyasının Anadolu’ya desteğinin sınırı, Gaziantepspor’un İstanbul deplasmanında Fenerbahçe’ye karşı ilk yarıyı 3-0 önde bitirdiği yere kadardır. Bu gerçeği sakın ıskalamayın ve son 3 maça öyle çıkın! Anlı şanlı isimlerin Sivas’a verdiği destek, gönüllerindeki takımın menfaatiyle çakıştığı yere kadardır! Trabzonspor bu iki yüzlü desteğe hiç ihtiyaç duymadan ve sadece kendi gücüyle şampiyon olma doğrusuyla var oldu. Lütfen bu yolu takip edin ve en azından beni, sevindirin.
===============================================================

Eskilerin “Abril”i, bizlerin Nisan’ı, Trabzonspor sevdalılaırnın yüreğine ateşler düşüren bir aydır, bakmayın yağmurunun bol olmasına. O yağmur taneleri; Nisan ayı içinde iki ayrı deplasmana çıkan Trabzonspor taraftarlarının biri Samsun yakınları biri Kızılcahamam’da olmak üzere iki ayrı kazada kaybettiğimiz 11 kardeşimize dökülen ağıtın göz yaşlarıdır aslında. O kardeşlerimiz, canlarımız bugün ebediyet ülkesinde istirahat ediyorlar, ama benim gençlik kuşağımın temsilcisi olan bu kardeşlerimizi hiç unutmadık, unutmamız da mümkün değil.. Bu vesileyle bu kardeşlerimizi unutmayan, mezarlarını ziyaret eden herkese kalbimin derinlerinden minnetlerimi sunuyorum..Öleni ve kalanıyla; iyi ki varsınız kardeşlerim…

Derdimiz dramatik bir giriş değildi elbet, ve fakat hayat bizi çok zaman rüzgarına yaprak eder, ne dense boş.

Trabzonspor’un, kendisi için olmasa bile, lige her vedasının günah keçisi sayıldığı komşusu Rize’nin lige tutunma çabasına destek olmak için bu maçı kazanması gerektiğini yazmış, bu dileğimizin Gençlerbirliği antipatisiyle değil, Rize’yi daha çok sevmeyle ilgili olduğunu da eklemiştik. Camiadaki bölünmelerden “güç” alan Lig Tv’nin naklen yayın sözünü iç edip ekranları bordo-mavisiz bırakışıyla maçı izleyemedik haliyle. İlk dakikadan itibaren bir keçiboynuzunun karşılıklı ısırılıp 90. dakikalık yavan bir yalaşma seansının yaşandığını, izleyenler söyledi. Hamza Mısır ve Emrullah Kınalı’nın yalancısıyım. Doğrusu, şu oyuncu kadrsounun “kazandığı” her puanı kar sayan biri olarak, beraberliğe şaşırmadığımı, hatta komşu adına sevindiğimi de söylemeli. Ankara’nın sempatik takımı, şu Trabzon’dan 3 puanı alamıyorsa, lige veda etmeye de adaydır. Neyse, izlemediğimiz bir maç için bu kadarı yeterli.

Zaten bu maçtan Trabzonspor tarihine pozisyonlar değil, maç öncesi asılan pankartlar kalacaktır. Haluk Ulusoy’a yönelik “ısmarlama” pankart ve tezahüratları andıran “Volkan Konak’ı küçük düşürmeyi amaçlayan” pankartlar tüm Trabzon’a yara açmıştır. Tek derdi ve tasası Trabzon markasına değer katmak olan, bulunduğu her ortamda Trabzonluluğuyla övünen ve kent değerlerine sonuna kadar sahip çıkan bir sanatçıya bunu yapabiliyorsak, sahip olduğumuzu zannettiğimiz değerlerimizin çoğunu kaybetmişiz demektir. Kentin bu noktaya taşınmasının, aralarında sorun yaşanan kişi ve kurumların tribünler üzerinden “hesaplaşmayı” seçmesinin birçok alt bileşeni olabilir, ama aslolan şu sanırım; Bu şehirde herkes herkese kuşkuyla bakıyor ve hiç kimse hiç kimseyi sevmiyor. Bu şehrin insanları, kişiselliğin batağına hapsedilen egolarını sıfırlayıp, gönüllerine, acilen, sevgi tohumları ekmeli.

Bir önceki yazımdan, bazı haklı gerekçelerle üstelik, rahatsız olan bir yönetici kardeşimize hak vermiş ve birazda öznel koşullarım gereği maksadı aşan bazı ifadeleri, hiç bir komplekse kapılmadan ve seve seve düzelteceğimi söylemiştim.

Kendinizi bir anlığına da olsa benim yerime koyun. Son 18 yıldır neredeyse hergün görüştüğüm, paraya değer vermeyişine yüzlerce kez tanık olduğum bir arkadaşım aleyhine tribünlerde pankartlar açılıyor ve tüm kentin gururu olması gereken bir “marka”, ayaklarından tutularak Trabzon Kazanı’nın içine çekilmeye çalışılıyor!

Volkan Konak o kazana sığmaz, bilirim..Ve bu kavganın kazananı olmaz, kaybedeni ise hepimiziz..

Kentin kanaat önderleri neredesiniz???

FENERBAHÇE’NİN HINCAL TAKINTISI
HIncal Uluç’un “herşeyi bilen adam, herkesüstü, yürüyenego” hallerinden ben de çok hazzetmiyorum. Bu hazzetmeyiş, Uluç’un bir kalem ve anlatım ustası olduğu gerçeğini de değiştirmez ve yazdıklarını okumaya gayret ederim.
Fenerbahçe camiasında Uluç’a yönelik tepkiler olduğunu, bu tepkilerin haklı gerekçelerinin de olduğunu düşünüyorum. Komplo teorileriyle yatıp kalkan bir ülkede Uluç’un da bu meşrebe uygun senaryolar üretmesi şaşırtıcı olmamalı.
Benim kabul edemediğim; Fenerbahçe kulübünün tüzel kimliğini kullanarak bir yazarı boykota çağırmasıdır. Doğru olan, iddia sahibi yazarın iddialarını çürütecek argümanları kamuoyuyla paylaşmak ve iddia sahibini iftiracı-senarist durumuna düşürüp, başta Fenerbahçeliler olmak üzere tüm kamuoyunun bu ismi kendiliğinden yalnızlığa mahkum etmesini beklemektir. Ancak sarı lacivert camianın temsilcileri bu doğruya hayata geçirmek yerine, lider pozisyonun karakterine uygun bir açılımla tepeden inmeci bir yaklaşımla dikte etmeyi yeğliyor. Bu tavır da; haklıyken bile sonuç alamama açmazına sürüklüyor.
Fenerbahçe Yönetimine çağrım şu;
Velev ki haklısınız ve tüm sporseverler olarak Hıncal Uluç’a tepki koymamız gerekiyor. Ben kendi adıma bunu yapabilirim, ama önce sizden de samimi olduğunuzu gösteren bir adım bekliyorum. Mesela; çetecilik suçlamasıyla yargılanan ve yurt dışına çıkış yasağı olan ikinci başkan sayın Nihat Özdemir, soruşturma sonuna kadar bu görevinden istifa edebilir mi!?
Umarım derdimi anlayan çıkar…

NERESİNDEN TUTARSAN ELİNDE KALAN BİR YAZI
Volkan Konak ve Karayemiş Tesisleri üzerine yazdıklarım birçok kişiyi rahatsız etti. Eleştirilerin bir kısmı haklı gerekçelere de dayanıyordu üstelik ve profesyonel bir gazeteci olarak ilgili tarafa bunu da açık yüreklilikle söyledik.

Yerel basında görevli arkadaşlarımdan biri, ki kişisel olarak yazılarını da beğenirim, benim konuyla ilgili yazımı, genel olarak bilgi eksikliğiyle suçlamış. Bu da bir görüş ve eksiklik olduğunun ben de farkındayım. Ancak, ben Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden birinin, medya kanalıyla toplumun önüne atılmasına duyduğum kızgınlıkla bu yazıyı kaleme alırken bile isim vermekten imtina ettim, zira kişileri toplumun önüne atmak Trabzon değerleriyle örtüşmez.

Sözkonusu arkadaş; benim yazılarımda neden Tunalı soyadını kullandığımı sormuş ve çoook önem verdiği bu ayrıntıyı başlığa taşımış. Bunu yaparken neyi amaçlamış, hangi amerikayı yeniden keşfetmiş bilmiyorum, ama bu kadarı bile “bel altından vurmak için fırsat kollayan bir ruh halinin” habercisi. İyi niyetli biri için bu sorunun yanıtı çok kolayca bulunabilirdi oysa. Ne bileyim Ergun Ata’ya, İhsan Öksüz’e, Servet Özkara’ya sorabilirdi mesela, “Kınalı neden Tunalı soyadını kullanıyor” diyebilir, ve normal bir kişiliğin utanması gereken bu başlığı köşesine taşımazdı. İsterse Şişli 3. Sulh Ceza Mahkemesi’ne ihbar mektubu da yazsın.Ama dedim ya, amaç sorulara yanıt almak değil, bel altına çalışmak!

Benim “kendimi met (aynen böyle yazdığı için düzeltmedim, evet “met”) ettiğimi vurgulamış. Eh ben de Trabzonluyum, malum biz kendimizi övmeye bayılır kendimizden başkasını da sevmeyiz, haliyle ben de doğal davranmışım işte, ne var bunda.! Sedat Simavi röportaj ödülünü aldım diye ben değil Trabzon övünmeli, ama bunu da anlamamış belli ki..Haberi bile olmamıştır, eminim..

Sonra beni araştırma yapmadan yazmakla suçlamış, ki bu konuda kulüp arşivindeki belgelere ulaşmanın zorluğundan beslenen haklılık payı da var. Ama bana bu suçlamayı yönelten arkadaş, bir cümle sonra kendisinin nasıl yeterli araştırma yapmadan suçlamalarda bulunduğunu, ama gerçeği öğrenince düzelttiğini eklemiş. Eh, teşekkür ederiz, ne diyebilirim ki..

Bir de, Kızılay Genel Başkanı TekinKüçükali’nin basın danışmanı olduğumu, dolayısıyla gerçek ismimi bu yüzden kullanamadığımı ima ederek, beni tebessümlere gark etmiş. Trabzonlu “hemşehrim” Tekin Küçükali’ye “destek” vermek için hangi işi bırakıp geldiğimi bilmemesi normal, normal olmayan herkesi işinin ve sahibinin kölesi sanması.
Hasılı;
Ruhuna efendilik edemeyenlerin beni anlaması zor. Yazılarını okuduğum biriyle bile bu noktaya taşındıysak, galiba bu Trabzonspor’u yazma işini hiç bir keyfi kalmadı..Tutup da Volkan gibi kulüp üyeliğinden istifa edecek değilim, hoş Volkan’ın da bunu yapmaması gerekir, yapmayacaktır da..Dışarıda kaşı kanasa içimi acıtacak insanlarla içeride birbirimizi yiyoruz..Ne bu ya!!

ERGUN ATA BAŞKAN!
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni başkanı Ergun Ata oldu. Ali Kemal Yazıcı ile girdiği başkanlık yarışını kazanan Ata’ya yeni görevinde başarılar dileyip, Yazıcı’ya da demokratik olgunluğu için teşekkür edelim. Bir teşekkür de bu görevi 2 yıldır layıkıyla yapan ve unutulmaya yüz tutmuş Trabzon beyefendisi tipinin son temsilcilerinden biri olarak gördüğüm Ahmet Şefik kardeşimize olsun.

ALİ SAVAŞ’A GEÇMİŞ OLA
Aksal Yavuz ve İhsan Öksüz’le birlikte yazılaırnı kaçırmamaya çalıştım Trabzonlu ağabeylerden Servet Özkara’nın yazısından Ali Savaş’ın sağlık sorunları yaşadığını öğrendim. Üslubunu beğendiğim Ali Savaş’a Servet Abi gibi seslenmek istiyorum, gıyabi izniyle: Ali Savaş bitir şu tetkikleri de gel yavaş yavaş. Şimdiden geçmiş olsun sayın Savaş..

TRABZON UMUT TİYATROSU’NDAN BEKLENİYORSUNUZ!
Eğer şehrinizin aydınlık yüzünü temsil etmek ve çağdaş sanatlardan birine hizmet ederken kendi gelişiminize de katkı yapmak istiyorsanız, Trabzon Umut Tiyatrosu sizi bekliyor. Cengiz Aydoğdu ve Münir Altuntaş’ın özverili tiyatro gemisinde size de yer var. Tek, isteyin..
Trabzon Umut Tiyatrosu: 0462 326 10 01

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: