Fatih Tekke’li Zenit UEFA Şampiyonu!!

15 Mayıs 2008 Perşembe

Avrupa Şampiyonu”nun Santrforu Milli Takım”da YOK!

Bu takım bu ülkenin milli takımıysa, Fatih Tekke ve Mehmet Topuz bu takımda oynar!

Rus takımı Zenit, büyük bir çıkış yaparak Avrupa”nın iki numaralı kupasını müzesine taşırken Petersburg kentinin takımının santrforu Fatih Tekke’ydi ve Türk oyuncu 90 dakika boyunca çok başarılı bir performans sergileyip 2. golün de asistini yaparken, tarihe de kaydını düştü.

İlk yapmamız gereken Zenit takımını �yaratan� Hollandalı Teknik Direktör Dick Adcovat”ı hararetle kutlamak olacaktır. Rus takımı 90 dakika boyunca futbol oynamaya çalışan, her tür saha içi kombinasyonu deneyerek izleyenlere keyif veren bir felsefeyi taşıdı Manchaster çimlerine. Bir futbolsever olarak kendisine teşekkür borçluyuz..

Sorumuz şudur;

Avrupa Şampiyonası”nda mücadele edecek olan milli takımımızda; kişisel yetenekleri ve �büyük� karatındaki futbolcu duruşuna bir de UEFA Finali tecrübesi eklemiş kaç futbolcumuz vardır ki Fatih Tekke kadroda düşünülmemiştir??

Maçı izleyen herkes tanık olmuştur ki, Fatih Tekke gerçek bir lider gibi takımını yönetmiş ve maçın son dakikalarında enfes bir gol pasıyla da başarılı oyununu taçlandırmıştır.

Fatih Tekke”yi milli takıma almamak, ya da milli takımı Fatih Tekke”siz bırakmak kimsenin hakkı değildir, olamaz. Milli takım kişilerin deneme tahtası, egoların tatmin makamı ya da hesaplaşma zirvesi değil, bu ülkenin vitrinidir. Bu vitrini en değerli markadan yoksun bırakmak, başta bırakan olmak üzere kimseye bir yarar sağlamayacaktır. Milli takımın 28 kişilik kadrosunda UEFA Şampiyonunun santrforu yer bulamıyorsa, bu takımın en kötü derecesi yarı final olmalıdır.

MEHMET TOPUZ GALATASARAYLI YA DA FENERLİ OLSAYDI�

En az Fatih Tekke kadar, hatta ondan daha çok hakkı yenmiş, yok sayılmış bir başka futbolcu da Kayserisporlu Mehmet Topuz”dur.

Pastırmacıların son yıllardaki çıkışını sürükleyen iki isimden biri olan Topuz; medyanın ve çeşitli kulislerin onca oyununa rağmen Galatasaray özelinde İstanbul”a transfer yapmayıp takımlarında kalmayı seçince bir �bedel� ödeyeceklerini ben de beler olmuştum. Gökhan Ünal, bir anda sıfırlanan motivasyonuyla bu bedeli öderken, Mehmet Topuz yuvasına hep sadık kalıp her tür �oyuna� direnmeyi başardı. İşte bu ilkeli tavrın bir şekilde cezalandırılması gerekiyordu, ve maalesef Topuz”la birlikte milli takım ve dolayısıyla tüm Türkiye cezalandırılmıştır. Milli takımın 28 kişilik kadrosunda bu ligin en yaratıcı, en dayanıklı, en şutör ve güçlü orta saha oyuncusu yer bulamıyorsa, bu takımın en kötü derecesi yarı final olmalıdır..

Bir diğer �Mehmetçik� Mehmet Yıldız”ı milli takıma layık görmeyen teknik adam felsefesi, aslında Yıldız özelinde şunu da söylüyor: Ağzınızla kuş tutsanız �camianın adamı� değilseniz milli forma size yasak! Kendimi Yıldız”ın yerine koyuyorum, İstanbul dükalığına karşı mütevazı bir kadroyu sırtına alıp son haftaya kadar şampiyonluk adayı olarak taşıyorsun ama yüzüne bakan yok! Eh olmaz tabi, hele İstanbul”a bir kapağı at, sonra bakarız..

UEFA FİNALİNİ BANTTAN İZLEMEK VE SANER AYAR

Sağlıklı düşünen her birey, futbolsever; Türkiye’de futbol taraftarlığı değil kulüp aidiyeti üzerinden kimlik arayışının egemen olduğunu görüyor. UEFA Finalinin onlarca “ulusal” kanalın hiç birinden canlı olarak yayınlanmayışı, Türk medyasını nda bu “taraftar-kulüp-aidiyet” oyunundan memnun olduğunun utanç belgesiydi aslında.
UEFA Finalini “canlı” izleyemeyen bir toplumun, Avrupa şampiyonasında ne işi var!? İşi varsa da, göstermeliktir ve ilk postada aynen geri iade olacağından kuşku duyulmasın. Ayıptır..Ayıp.
Bir cümlemiz de Trabzonspor yöneticisi ve Şovtivi Genel Müdürü Saner Ayar’a;
Sayın Ayar; gönülden Trabzonsporlu ve gerçek futbolseverlerin tümü Fatih Tekke’yi finalde “canlı” izlemek isterken, sizin banta çekilmiş ve neredeyse her akşam yayınlanan bir yarışmayı yayınlamanız beni değil ama çoklarını düş kırıklığına uğrattı.Kartvizitte Trabzonspor Yöneticisi sıfatını taşımak güzel de, geçtim Trabzonsporlu olmanızı, sadece futbolsever olarak bile canlı yayınlamanız gereken bir finali berbat ederek kurumunuza ne kazandırdınız merak ediyorum ve soruyorum sayın Saner Ayar;
Gerçekten; Var mısınız yok musunuz?

İBRAHİM ALTINSAY’A BİR HATIRLATMA

Herşeyden önce çok değerli bir “insan” olarak gördüğüm, spor görünümlü hayat yazılarını büyük keyifle okuduğum Beşiktaşlı İbrahim Altınsay, Raduşkoda (Radikal) yayınlalan son yazısında, İngiliz takımı Fulham’ın kümede kalma mücadelesini, elbet çok keyifli bir üslupla, anlatmış. Ancak yazısının bir yerinde, BJK’lı olarak hep şampiyonluk mücadelesine ortak oldukları için, hiç tanışmadıkları kümede kalma sevincine ayrıca anlamlar yüklemiş.
Altınsay muhtemeldir ki 40 lı yaşlarını çoktan devirmiştir. Ve yine kuvvetle ihtimaldir ki, Beşiktaşlılığı da çocukluğundan başlar.
Bu durumda, BJK’nın 1978 (ya da 79) de, ligin son maçında Trabzon deplasmanında mağlup olması durumunda küme düşeceğini de mutlaka hatırlayacaktır.
Sayın Altınsay, acaba söz konusu sezonda hangi heyecanı yaşamıştı? Ya da o dönem bir başka takıma mı gönül kaydırmıştı? (Maç berabere biter ve BJK ligde kalır, o ayrı)

SOYUNMA ODASINDA MESCİT BULUNAN KULÜBÜMÜZ..

Başlığı okur okumaz tahminde bulunan okurlarımızın kahır ekseriyetinin aklına düşen fotoğrafı da renk kombinasyonunu da biliyoruz. Futbolcular da elbette namaz kılabilir, buna itiraz edenin ilk muhalifi de benim. Lakin 15 günde bir “oyun” oynanan bir sportif mekanda futbolculara “özel” bir mescit açmanın ne mantıkta yeri var ne de etik te..Belli ki, hedef başka.
15 günde bir maça çıkılan, zaman zaman program nedeniyle haftada bir maç oynama “sıklığına” sahne olan ve çevresinde 5 cami bulunan bu stadımızı ve “sahibini” doğru tahmin eden 5 okurumuzu, islamiyetin koruyucucu ve hamisi ABD’ye üç günlük tatile göndereceğim.
Bu yazıdan din düşmanlığı yumurtlayanlar aynaya iyi baksın, çünkü orada gördükleri yüz, Tom Braks’ın “Binbir Surat”ına bile rahmet okutur. Belli ki niyet başka..
EK: Kimi okurlarım, mescit konusundaki düşüncelerimi “anlama”maktan beslenen bir küskünlüğe, kırgınlığa ve kızgınlığa kapılmış.
Bir konuda anlaşalım; benim için camiler ve yayla yollarında çok sık rastladığım mescitler insana huzur veren ve “bize” ait olan “değerlerdir.” Namazını kılan bir müslümana, kılmak isteyen birine yardımcı olmayan adam değildir!
Lakin, bizim derdimiz müslümanlarla değil ki, nasıl olur bu!? Sağım solum anam babam dostum arkadaşım ezici çoğunluk müslümanken ben akıl sağlığımı mı yitirdim ki böyle bir derdim olsun
Derdimiz şudur; ABD’nin kucağında islama yol çizmeye çalışanların iki yüzlülüğü ve sinsiliği. Eğer bu iki yüzlülük sizi rahatsız etmiyorsa, zaten yanlış yerdesiniz..Son bir cümle de Hİghlaz nikli kardeşime;
Bi yere gidemesun zaten, hiç niyet etma!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: