MUCİZE ADNAN ABİNİN OĞLU ARDA VE PETR CECH

13 Haziran 2008 Cuma
Arda sen başarılı olunca Sedat abin nasıl keyifleniyor bir bilsen.
Sen “Şoför” Adnan abimizin oğlu, kenar mahallenin gururusun..Unutma..

Öyle bir maç ki, neye değinelim, neyi anlatalım şaşırdık.
Milli
referansımız “Macaristan galibiyeti” artık ikincil plana atılmıştır.
Böyle bir milli maçımız daha önce olmadı, umarız bundan sonra
sıradanlaşır..

Bir ilk yarı oynadık, rezil ötesi,

İkinci yarı öyle bir Arda izledik ki, tüm Türkleri, Türkiye”yi değil dikkat lütfen tüm Türkleri sırtına alıp taşıdı..

Sabri
ikinci yediğimiz golde yaptığı büyük kademe hatasını, oyunu bize
çeviren ilk Arda golünde Hamit”e verdiği enfes ara pasıyla affettirdi.
Bu golün psikolojik etkisi çeyrek final demekti , hissedenler
için..Sabri sadece kendi başarılı performansıyla değil, Hamit’i gerçek
kimliğiyle buluşturarak da takıma 4 kişilik katkı yapmıştır.

O kadar çook teknik adam yanlışı var ki, bunları sıralayıp kimsenin keyfine limon olmayalım.

Arda”yı kalbimizin tahtına oturtalım mı önce..

Sonra �Hızlı Joe� Nihat”ın takipçiliğine ve ikinci goldeki vuruş ustalığına tüm şapkalarımızı fırlatalım

Sonra yerinde oynamamasına rağmen ikinci yarıda insan üstü bir çabayla bu

yenilgiyi kabul etmeyen Hamit”e,
(Şu Hamit’ten sağ bek yaratmaya çalışan kim olursa olsun akıl ya da kapris tutulması yaşıyordur..)

Tüm eleştitilerilere rağmen üst düzey oyuncu olduğuna inandığım Sabri”nin performansına

İyi de olsa kötü de olsa içten çabası ve mücadele gücüyle Tuncay Şanlı”ya

Dünya”nın tüm çiçeklerini gönderelim;

Colin
Kazım”ın rakibin sağ kanadını nasıl çökerttiğini, rakiplerinin öz
güvenini nasıl sıfırladığını futbol oynayan bilir, büyük katkısı
olmuştur.

Dünya”nın
en güzel kalecisi bir takımın kaderini nasıl değiştirebiliyor, Cezh”in
kötü talihine kendisi adına ne kadar üzüldüysek, kendi adımıza elbet o
kadar sevindik. Fakat, tarihin kaydedeceği bu golden gerekli dersleri
çıkarmamız gerek..

Özeti şudur;

2
Farklı geriye düşen Türkiye, tüm zincirlerini kırıp atan bir isyan
ateşi yakmış, isyanın ilk kıvılcımını Arda ateşlemiş ve Nihat bu ateşe
körükle katkı sağlamıştır.

Volkan kardeşimiz gördüğü kırmızı kartla bizlerin yüreğini hoplatsa da, aslında kendini yakmıştır.
Cezalı oyuncularımzı var, Tuncay, Hakan vb..
Arda cezalı mı; hayır: Nema Problema

Şimdi eğlence vakti.
Viyana’yı üçüncü kez kuşatacağız..Bakalım bu kez olacak mı, ne dersiniz:)
Çeklerin centilmenliğini alkışlamayı da unutmayalım, derim. Darısı başımıza..
*******************************************************************
BURUNLU FORD
Sahil boyu yol alıyor minibüsünüz. Belki İskefiye”dir istikamet belki Sürmene, Of..

Bir yanınızda �Deli İbrahim”in� torunu, haylaz ve afacan çocuklar gibi Karadeniz, diğer yanınız hanidir yeşilin doğayla dansı..

Çok
sürmez bu pastoral senfoni..Bir yoldan içeri kıvrılır köy yoluna
vurursunuz..Belki �Arsen� yukarıdır yolunuz, belki yolları taşlı Maçka.

İlçe merkezinden; köydeki
teyze � amca � gugar parmaklı nene ve köyün sevimli delisi �Dayooon
deli Halit� için, sevindiren birkaç şey, diyelim ekmek, diyelim sarı
kurabiye, alınmış ve dere yukarı vurulmuştur artık.

Yaşı
bana yakın olanların yareni burunlu forddayız, en arka sırada, cam
kenarı..Yukarı çıkıp köye yaklaştıkça o tanımlanamaz sevginin yüzümüzle
buluşturduğu tebessümün derecesi artarda farkında olmazsın.

Başın
cama yaslanmış, aşağıda kah kıvrıla kıvrıla kah deli deli, ama hep
arkadaş akan �köyün deresi� işmar edip seni çağırıyor.. �İşte derenin
içindeki şu tümseğin üstünde şölendira (*) kurup yakaladığı �buyikli�
balıklarla ekşili yapmıştı Seyfettin amcan �diyor bir ses, gözlerinde
bin buğu.

Dünyalar
güzeli yengenle birlikte trafik kazasında öleceğini bilsen, doyamadığın
amcana o dünyanın en tatlı ekşilisini kendin yapıp saçlarını okşaması
için sebep yaratmaz mıydın�

Cama
dayalı ve dereye odaklanmış başın ani bir fren darbesiyle sarsılıyor.
�Piriağanun Sari”dan şofor olursa, aşşa (dereye) inmeduğumuze şukredun�
der, bir ses..Magavla”nun en güzek kızının kızı, annemdir kendisi, sese
döner; � Sari”ya laf edene bak, iki yük odun edene kadar uç ay geçiy�

Adam bir şey demedi, Piriağanın Sarı da �kabuklukurbağayı(*)� ezmemek için basmış frene, iyi ki basmış hoş.

Günlerden
Cuma”dır, okul çıkışı anneye arkadaş olarak düşmüşsündür
yola..Büyükanne”ye uğramışsın önce, gugar ellerine sarılıp, � hau
direniye(*) çik bakayim ne var orda� yı duyar duymaz, üçer beşer atlamışın merdivenleri. Sonra badila(*) dolusu kirazlar, senin için toplanmış..

Sonra;

Ağzın
gözün kırmızıya kesmiş, teyze kızlarının yanaklarına nazire, çıkmışız
dünyanın en güzel teyzesinin evine..Kim demiş teyze anne yarısıdır
diye, senin teyzelerin düpedüz annedir işte, görüyorsun.. Hangi teyze,
sen geleceksin diye yaşlı ayaklarına ve gugar gibi eğilmiş beline
rağmen geceden tandır vurup en sevdiğin keteyi hazırlar..

Ormandan
yükselip baş ucuna bir dost sıcağı olarak konan ciğayit(*) sesleriyle
uyanmışsın sabaha. Heyecanın yavaş yavaş artıyor mu ne? Garifta”dan
gelmesi gereken burunlu forddan hala haber yok. Çok önemli bir gün oysa
yaşadığın..Trabzon”a inmelisin mutlaka, gün öğleyi sırt üstü yatırmadan.

Şu
virajlara girip çıktıkça alçalıp yükselen, şu derenin türküsünden
fırsat buldukça araya kendi repliklerini salvolayan makine sesi, meğer
ne güzel bir memleket türküsüne dönüşebilirmiş, şaşarsın..

Yine
en arkada, sol taraftasın bu kez, başın cama dayalı, çukurlara girip
çıktıkça camın ve başının mukavemetini ölçen gelgitler..

�Ya
yetişemezsem� korkusu içinde, dillenmemiş belki henüz, ama tohumlamış
kuşku bahçemde. Dereyle aynı zaviyeye gelince kısmi bir rahatlama, ama
ya Ali Osman”ın �Hayde Tiraddan! tiraddaaan� minibüslerinden biri hazır
değilse??

Hazırmış
şükür, ağır aksak kalktı işte Magirus, hiç devrilmez mi bu minibüs,
kurcalar bir yandan, sonra Kalecik virajları, annemin sesi bir ara
�Ahan halanun gaynatasunun evi�, sonra balıkçıları ve sahiliyle
Samayer, Yanbolu, Falgoz, ne bitmez yolmuş, Arsin, Yomra, Havaalanı,
Değirmendere..Annem iniyor, ben Çömlekçi”ye kadar devam edip, ordan
devam edeceğim..Nereye mi?

Sevgiliyle buluşmak mı?

Eh, haklılık payınız yok değil, evet sevgiliyle buluşulacak

Zira, Trabzonspor”un maçı var!

Kiminle mi?

Ne önemi var ki, Trabzon”un maçı var dedim, daha ne denebilir??

20 yıl önceki delikanlı yüreğim nasıl kıpır kıpırsa, bugün de öyle yüreğim.

Sebep olan sağolsun�
ŞAMPİYONADA LALE DEVRİ VE HOLLANDA’YI İZLEMEK
İtalya
ile oynadıkları ilk maçta çok daha “komplike” bir takım fotoğrafı veren
portakallar, can havlindeki Fransa karşısında zaman zaman çok güç
durumlara düştü. Gemisini kurtaran kaptan- kaleci Van Der Saar’ın
tecrübesiyle ayakta kalan Hollanda, Robben’in hazırlayıp Van Persie ile
biten ilk gol, ardından iğne deliğinden geçen 3. gol, ki en önemli
golüydü gecenin Fransa’nın gardını düşürdü. Uzatmalarda gelen
jeneriklik Schneider golü lale devrinin sosuydu
Horozlarda
mağlubiyeti asla kabul etmeyen bir direnişçi vardı ki, sanırım Fransa
Fransa olalı Danton’dan sonra böyle bir dirence tanık olmamıştır belki
de..
Ribery’den
söz ediyorum. Onlarca tekme yemesine rağmen asla çirkefleşmeyen ve
üzerine ölü toprağı serpilmiş Fransa’yı ısrarla ayağa kaldırmak isteyen
Ribery’den.
Hani, üç otuz paraya “bize” gelen ve 4 otuz paraya kıyamadığımız için elimizden uçup giden şu karayel..
Selam
olsun Ribery’ye..30. dakikadan sonra oyuna ağırlığını koyan ve
üstünlüğünü kabul ettiren Fransa’ya da alkışlarımızı gönderelim elbet.
Evet, çok iyi oynadılar ama 4-1 kaybettiler.
Hollanda
– İtalya maçından sonra, fikstür aziziliği olmazsa bu iki takımın
finalde de karşılaşabilecğini söylemiştim. İtalya, Fransa engeline
takılmazsa, hala bu iddiadayım.
BİR OKUR ELEŞTİRİSİ
Eleştiri şu;
“adını
verdiğiniz sitenin ana sayfasında konuyla ilgili tek bir haber bile
yok. :)) bu kadar da kolbastı olmaz ha sayın tunalı :))
Sayın
tunalı kasdırmayla yüceltmek istediğiniz siteleri anladık da şu yavuz
siteler dediğiniz hangi siteler yiğitçe bir söyleseniz
?
Eyüboğlu
88.240.28.172
15 Haziran 2008 Pazar 13:33″
Önceki
yazımı biraz geç okumuş bir kardeşim, 6t1s isimli siteden
alıntıladığım bir yazının, söz konusu sitede yayınlanmadığını,
saklayamadığı bir keyifle, eleştirmiş. Allah keyfini daim etsin bu
kardeşimin, ama ben hesap adamı değilim, onun bunun kalemi, şunun
bunun neferi, çapsız kalelerin bekçisi ya da ikbal köprülerinin
dumrul’u da olamam. İster yayınlarlar, ister yayınlamazlar, demek ki
daha önemli konuları var ilgili kardeşlerin, sizi neden gerdi bu iş onu
anlayamadım. En iyisi siz bu paragrafın girişini bir daha okuyun,
olmadı bir daha, bir daha..Yine birşey anlayamazsanız abilerinize
gidin, onlar size izah ederler.
Beni sadece, kendi ruhuna efendilik edenler okusun, sizler mümkünse başka kapıya..
Uğurlar ola Eyüpoğlu kardeşim.
KARADENİZ KAPLANI KOMEDİSİ
Güdük,
çapsız ve “yerel” spor medyasının, manşet atarken zorlanmamak ve zeka
düzeyi düşük okurdan “meta” yaratabilmek için sık başvurduğu
yöntemlerden biri de simgeler marifetiyle suni sloganlar üretmektir.
Bilmem
kaç yıldır, Trabzonspor için “Karadeniz Kaplanları” gibi güdük bir
benzetme yapılageliyor. Akıl zaviyesi orta sikletin pek de altına
düşmeyen birçokları gibi benim de “amaan sende” diyerek boşladığım,
üzerinde durmaya bile gerek görmediğim bu uydurukçuluğun,
Trabzonspor’un “resmi” kanallarında da kabul gördüğüne tanıklık etmek
gibi bir garabeti yaşadık.
Behey akılsızlar;
Diyelim ki medya dolduruşuna geldiniz, yahu sizin zerre kadar coğrafi bilginiz de mi yok?
Tarihin
hiç bir döneminde Trabzon ve hinterlandında tek bir kaplan
yaşamamışken, nasıl olur da bu kentin takımı “kaplan” olur. Akli
zavallılaşmanızı ve cehaletinizi de yanınıza alıp, gidin bu uydurukçu
şebeleklerle aynı gazetede çalışın siz. Zira, iki çıplak bir hamama
yakışır, malum.
Hay sizin kurumsal anlayışınıza…
İSTANBUL’DA SEZON AÇILIŞI
Yaklaşık
bir ay önce, başarılı trasnfer çalışmalarını taçlandırmak ve
İstanbul’daki taraftarımıza bir armağan olarak sunmak; bunu yaparken de
rakip olarak Avrupa sahalarındaki ilk rakibimiz olan İzlandalı
Akranes’i İstanbul’a getirmekten bahsetmiştim. Trabzon yönetiminden 2
isimle de görüştüm hatta. Üstüme vazife bilip Akranes kulübünü arayıp
telefon görüşmesi bile yaptım..
Üstelik;
Şükrü Saraçoğlu’nda gerçekleştirmeyi planladığımız bu “güç gösterisi
gecesi” için, stadın “ücretsiz” olarak ayarlanması işini de üzerimize
aldık.
Lakin
yönetimden tek bir ses çıkmadı. Onlar şu sıralar; Avrupa şampiyonasının
ve transferlerin gölgesinde kulübü “şehir kulübüne” dönüştürme
çabasındalar..Hade bakalım..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: