20 Ağustos 2008 Çarşamba
Eczacılar Odası lokalindeyiz. Trabzonspor eski yöneticilerinden iş adamı Mehmet Küçük, “Eczacı Kemal”, Oda Başkanı Nevzat Abi ve ben briç (king anlayın siz) oynuyoruz. Yenileceğini anlayan Kemal abi ” Yahu biraz sonra 41. yıl yürüyüşü başlayacak, hayde geç kalmayalum” dedi. Mehmet Küçük atıldı; “Bu 41. yıl kutlamasının kime ne faydası var diye düşünüyordum, şimdi anlaşıldı, Eczacı Kemal 41. yıl kutlaması sayesinde ‘parti’den kurtardı.”
Sonra alel acele kalktık, İshak hocacıların camisinin önünden Sadri Şener Tesislerinin önüne, orada köşedeki simitçiden iki simit, Maraş’tan Ziya Bey’e yönelmiştik ki, “kafilenin” yola çıktığını gördük. “Kitle Kuyrukçuluğu” yapmamak için öne doğru hamle yaptıysam da Mehmet Abi’nin işaretiyle Eczacı Kemal’i takibe devam ettik. Şehir Kulübü’nün önüne geldiğimizde “Tornistan” işaretiyle geri döndük “Geç kalduk” dedi Kemal Abi, “Biliydum geç kalacağımızı” dedi Mehmet Abi, “senun derdun yürüyüş değildi ki, anladun yenileceğini kaçtun daa”
Diyelim ki Eczacı Kemal Abinin derdi “partiden” yırtmaktı, Trabzonspor’u yönetenlerin “41.yıl kutlaması”ndan beklentileri ne olabilirdi? “41 kere maşallah” referanslı bir “iyi niyet ve birlik gösterisi” ise, bu durumda mesela Kahramanmaraşlılar’ın “46. yıl etkinlikleri ve sağlık kurullarının kafasındaki tahta sayıları” başlıklı yürüyüşlerine tanıklık etmek de bizi şaşırtmamalı. Pelitli’de oturduğumuz için, havai fişeklerin gürültüsünden garip bir “keyif”
alanlardan biri de ben oldum. Trabzonluluk olarak tanımlayabileceğimiz bir hazzın eşliğinde göğe yükselen her fişek, patlayışı ve parlayışı sonrası “bütün bunlar ne için” soru baloncuklarıyla yere doğru çakılıyor! Anadolu Sigorta sponsoruymuş gecenin, az da olsa rahatladık elbet..Sayın Özak’ın Çağrısı
Gecede, haliyle, bir konuşma yapan, “Trabzonspor’un hamisi” Faruk Özak, medyaya bir çağrıda bulunmuş ve “Öyle her önünüze geleni sayfalarınıza taşımayın” mealinde cümleler kurmuş Sayın Özak’ı böylesine “abaaltısopa”lı cümle kurdurmaya iten sebepler neler bilemem, kendi açısından haklı da olabilir. Benim merak ettiğim, Trabzon medyasının ve sözde ulusal özde İstanbul medyasının Trabzon’daki temsilcilerinin bu çağrıya karşı nasıl bir “duruş” sergileyecekleridir. Sayın Özak bütünüyle iyi niyetli olsa bile, sarf ettiği sözlerin ne anlama geldiğini iyi düşünmeli ve bu tür açılımların son durağının kaba sansür olduğunu unutmamalı. Elbette ki gazeteciler haber yaparken, kişilerin oyuncağı olmamaya ve toplumsal yararı her şeyin üstünde tutmaya özen göstermeliler. Ama bu anlamda doğan “sakıncaları” giderme makamı herhalde sayın Özak olmasa gerek. Beni başbakanına şikayet eden kişi*, haklı olduğuna inanıyorsa başvuracağı makam mahkemelerdi, ama kendisi de biliyor olmalı ki yazılarda suç unsuru yoktu. Sayın Özak kendini “Trabzon ombudsmanı” olarak görüyorsa, o da Trabzon’un sorunu.
*: Yıllar sonra öğrendim ki, Trabzon ve Trabzonspor’un toplam yararı üzerine kurgulu bu ve benzer makalelerimi bir dosya haline getiren Faruk Özak dönemin ve kendisinin Başbakanı syn Erdoğan’a beni şikayet etmiş. Bu şikayetin tanıkları sağ, buna rağmen inkar yoluna da girebilir, şu kadarını söyleyip kapatayım, hakkım , varsa, helal değildir kendisine
Yorum bırakın