ULUSOYLAR VE 3-2’LİK UTANÇ VESİKASI!

04 Eylül 2008 Perşembe

Benim için Ulusoy ailesi çok bilinmeyenli bir denklem değil.
Ulusoy’lar hakkında yazılabilecek en güzel cümleler, Nihat Genç kitaplarında saklı. Eski bir fıkra koyalım neşemizi bulalım.

Ulusoy Otobusu içindeyiz, muavin eline mikrofonu almış mola anonsu yapıyor:

-Sayin yolcularumuz, otobusumuz birazdan yarim saat yemek ve ihtiyaç molasi verecektur. Tuvalet lokantanun yanindadur, afiyet olsun”

Devamla;

“Sayın futbolseverler, federasyonumuz birazdan utanç ve kayırma molasu verecektir, federasyon BJK’nın yanındadır, afiyet olsun!”

Olsun Mu? Oldu Mu? Eh, olmadı tabi, ama kime anlatacaksın..

Ulusoy ailesi, yüz yılın başında çok saygı değer bir babanın kurduğu düzeni, çok çalışarak bu günlere taşımış bir aile. Yaşayan neslin en büyüğü Ali Osman Ulusoy, Trabzonspor’a da ilk yıllarında büyük katkılar sağlamış ve sağlamaya da devam etmektedir ve “harbi”
Trabzonsporlular için “baba” Ulusoy’un yeri apayrıdır.

Ulusoy ailesinin önceliklerinin hiçbir zaman “memleket” ya da “futbol” olduğuna inanmadım, öncelikleri hep ekonomi oldu. Evrensel olarak bakıldığında, aslında doğru olanın da bu olduğunu söylemek durumundayız. Ama işte Trabzon evrensel ekonominin değil, içtenliğin ve samimiyetin başkenti ola gelmiş bir şehir geleneğine sahipti, bu yüzden ilk “soğumalar” başladı. Ulusoy’ların bir kolunun Fenerbahçe’de (Başaran Ulusoy) bir kolunun Galatasaray’da (Haluk
Ulusoy) bir kolunun da “hısımlık” bağı ile BJK’da oluşu bir tesadüf değil; toplumsal dinamikleri kontrol etme ve her alanda var olma politikasının ürünüdür. Samsun ve Yılmaz Ulusoy ilgisi çok önemsiz görünse de aileye büyük katkıları olmuştur, ıskalamayalım.

Bugün ülkenin en büyük ekonomik güçlerinden biri olmayı başardılarsa, işte bu stratejik planın sonucudur.

Meseleye böyle bakınca; H.Ulusoy’un özünde Trabzonlu ve Trabzonsporlu olmasına rağmen zamanla “sararması”nın anlaşılmaz bir yönü de yoktur.
İnsan, sosyal çevresinin etkisi altında kalabilir ve belli ki Haluk Ulusoy bu etkileşim sürecini oldukça kısa tutmuş, bu da bir tercih, kimseyi ilgilendirmemeli.

Trabzonluların bir kısmının anlamakta zorlandıkları “Trabzonlu nasıl Galatasaraylı olur” sorusuna ekonomi referanslı bir yanıt verebildiğimi sanıyorum.

Trabzonluların ve tüm Türkiyelilerin ve tabi ben naçizin anlamakta asıl zorlandığı şudur;

Federasyon Başkanlığı gibi bir makamı işgal eden ve var oluş gerekçesi adalet olan bir makam, nasıl olur da böylesine bir ayıbı sümen altı eder? Diyelim ki haberi olmadı, haberi olunca nasıl olur da hesabını sormaz? Evet Trabzonsporlu olmayabilir, şu veya bu kaygılarla bir hacimliye destek verebilirsiniz, benim gözümde bu sizi Trabzonluluktan çıkarmaz. Ama, birinin hakkını, ki bu biri Trabzon’dur, Sivas’tır, ondan alıp bir diğerine vermeye sessiz kalabiliyorsanız, işte o dakika benim gözümde zerre kadar Trabzonluluğunuz kalmaz!

Bu arada, bu skandalı yorumlarken olayı Sivasspor idarecilerinin bizce de malum olan “ağlaklığına” taşımak hiç adilane değil. Şu veya bu şekilde, mevcut tüzüğe göre Sivas mağdur değil midir?

BJK cenahından sık sık ” delikanlıca” çıkışlar yapan Sinan Engin’in ve elbet Başkan Demirören’in de bu “vakıa”dan haberleri vardı, suskun kalışlarını vizyonsuzluk olarak yorumlayıp geçmek en güzeli. Değmez zira uzun cümleler kurmaya, herşey ortada, anlayana..

Bir ayrıntıyı daha bütüne ekleyip bu utanç vesikasını tamam edelim.
Hatırlarsanız BJK camiasının en çok bilinen isimlerinden İhsan Kalkavan, katıldığı bir TV programında “Trabzon’u asla şampiyon yapmazlar, şampiyonluğu İstanbul’un dışına çıkarmazlar” demişti, kötü niyetle söylediğine de ihtimal vermiyorum üstelik, daha 20 gün oldu olmadı bu kelamı edeli.
Bu skandal ortaya çıkınca insanın aklına şu geliyor; Evet bu ülkede şampiyonluk “İstanbul dışına” çıkarılmaz.
Ortalığa dökülen ve dökülmeyen “cerahatları” gördükten sonra, Kalkavan’a hak vermemek elde değil.
Benim bildiğim şu;
Hiçbir şampiyonluğunda sümenaltı cerahat bulunmayan Trabzonspor; güçlülerin federasyonunun sümen altına da sığmaz ve sümen altı edilen cerahatları, cerahat sahipleriyle aynı yerde buluşturur!

ALBAYRAK NE DEDİ?

Skandalın bir tarafı da Trabzonspor ve Başkanı Nuri Albayrak’tı. Sayın Albayrak bu skandaldan haberi olmadığını, haberi olsaydı gereğini yapacağını bildikleri için kendisinden saklanmış olabileceğini söyledi. Diyalog şudur;

-Sayın Başkan, siz geçen sezon Trabzonspor Başkanıydınız, haberiniz oldu mu bu skandaldan?

-Hayır hiç haberim olmadı, olsaydı gereğini yapardım.

-Trabzonspor İdari Kadrosu bu yanlışlığın farkına varmamış olabilir mi? Ya da varmış olsalar da sizi bilgilendirmemiş olabilir mi?

-Ben yönetimi oluştururken sayın Ulusoy’dan yardım istemiştim ve onun önerdiği birkaç ismi de yönetimime almıştım. Federasyon seçimlerinde Ulusoy’u desteklerken de kimleri karşımıza aldığımızı tüm kamuoyu biliyor. Ama sayın Ulusoy Sivas maçıyla ilgili süreçte bizi çok yalnız bıraktığı gibi bu maçı katleden Bülent Demirlek’e FİFA kokartı bile takmıştır. Daha ne denebilir ki? Yanılmışız..

-Yani, şunu mu söylüyorsunuz sayın Başkan; bu skandaldan Trabzonspor’un idari kadroları da haberdar olmuş olabilirler, ama bana kimse bilgi vermedi!?

-Olamaz diyemem, çünkü o dönem herkes bilirdi ki ben bu bilgiye sahip olsam gereğini yapardım!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: