Trabzon’un kötüsü Şam’ın kayısısı

Tümünü yanıtla

2

Trabzon maça o kadar kötü başladı ki, maçı kazanacağından hiç şüphem kalmadı.

Zira bordo mavili takım bu sezon sadece bir maça iyi başladı, malum Beşiktaş kupa maçı, ve onu da kaybetti malum.

Selçuk’un maç öncesi nükseden sakatlığı, Yattara’nın; Umut’un, Gökhan’ın kendi kalitelerini inkar eden forvet performansları, Colman’ın deplasman verimsizliği, sahanın en “klas” oyuncusunun Trabzonlu olmasına rağmen rakipte oluşu..Hiçbiri bu maçı Trabzon’un kazanacağına dair öngörümü değiştirmeye yetmedi. Şöyle veya böyle lider bu maçı kazanacak ve liderliğini sürdürecekti.

Trabzon golü öncesi bir başla serbest atışta Hüseyin ve Ceyhun’un içinde olduğu ve direkten dışarı giden bir Trabzon atağı izledik. Birkaç dakika sonra Ceyhun’un güçlü fiziğiyle içine olduğu, Gökhan’ın çok akıllı kafa pasına Umut’un uzayan boyu ve kafasını, Trabzon golü olarak izledik.

Ardından Engin Baytar figürünü daha sık olarak izlemeye başladık. Sadece üstün top tekniği değil, fizik gücüyle de dikkat çeken “Boztepeli” Engin, Trabzon’u epey salladı ama yıkamadı.

Sylva birkaç küçük hatası dışında güven vermeye devam etti. Tayfun, Yattara desteğinin eksik kalacağı bilinciyle hücuma çok fazla destek veremedi ve idare etti. Song ve Egemen kendi standartlarına sadık kalırken, Cale’nin de kıpırdadığını gördük. Song’un hoptek konusundaki gelişimini her hafta izlemeye ve alkışlamaya devam ediyoruz. Onu da ekleyelim.

Gençlerbirliği mağlubiyeti hak edecek bir oyun oynamadı. Lidere maç boyu direnç gösteren kırmızı siyahlılar, usta işi gole boyuneğmek zorunda kaldı. Samet Aybaba doprusuyla buluşan başkent takımının klasmanda çok daha iyi yerlere geleceğine eminim.

Fırat Aydınus iyi bir yönetim gösterdi, yardımcıları da çok başarılı bir performans sergilediler. Tebrik ederiz.

Son söz; ligin “kötü” top oynayan takımı lider Trabzonspor, 6. Deplasmanında 5. Galibiyetini alarak iyiyken yaşayamadığı şampiyonluğa kötü olarak koşmaya debam etti, diyelim, kapatalım

ALİ ÖZTÜRK VOLKAN CANALİOĞLU’NU NEDEN İSTEMİYOR!

Lafı dolaştırmayı sevmem, dolaştıranları da..”Delikanlı” kültüründen yetiştiyseniz, o şehrin Arnavut ve malta taşlı daracık sokaklarında; değil ahmağı Einstein’i bile sırılsıklam eden yağmurlarında ıslanıp, elde lüküs lambası gaful diplerinde “bıldırcın” çığlıkları attıysanız, “şehir stadı”nda rakipleri gol manyağı yapan takımın tribündeki oyuncusu olduysanız, mesela, siz de benim gibisiniz, biliyorum.

Ali Öztürk’le herhangi bir ilişkimiz yok. Kendisini tanımam etmem. Nereli olduğunu da bilmem, geçmişinin nerelerden süzülüp geldiğini de.. Kendisi benim için Trabzon’da yayın yapan bir gazetemizin Genel Yayın Yönetmenidir ve kalemi de ortalamanın üstünde bir kaliteye sahiptir.

Kendisinin, Trabzon’da yayın yapan günlük bir gazetenin sorumlusu olarak, kentle ilgili her şeyi “dert” etmesinden doğal bir şey olamaz, hatta bu bir görevdir de. Trabzon’la olan tarifsiz bağını hiç koparmamış, koparamamış biri olarak, vakit buldukça yazdıklarını okur ve bilgilenmeye çalışırım.

Bu yazıyı yazdıran ana motivasyon kaynağım, aslında, 14 Kasım tarihli Günebakış gazetesinin manşet haberiydi. Haberde, Ergenekon davasına yön veren bir vatandaştan söz edilmiş ve başlık “Ergenekon davasına Oflu damgası” olarak verilmişti. Haberciliğin eğitimini almış, pratiğini yapmış biri olarak bir haber başlığına memleket vurgusunun neden yapıldığını hiçbir zaman anlayamadım ve bu başlıktan da rahatsız oldum, haliyle… Buradaki “Oflu” vurgusu, bir övünç ifadesi olacak değildi şüphesiz. Böyle olmadığını bildiğimize göre ortada bir yergi vardı ve buna neden ihtiyaç duyulduğunu doğrusu kavrayamadım. Hadi Trabzonlu damgası dense, bir yere kadar anlarız, nihayetinde Of Trabzon’un bir parçasıdır. Kişilerin bilinç altlarını çözebilecek derinlikte değilim, ama sezgilerim şunu fısıldadı kulağıma: İyi bir şey olsaydı “Trabzon” damgası denebilecek bir vakaydı söz konusu olan, ama “kötü” bir şey olunca “Oflu” oldu zahir..Bu arada Ofsuz olduğumu da ekleyelim.

İşte bu çıkış sonrası Sayın Öztürk’ün ne zamandır okumadığım yazılarına daldım. Gündem hayli yoğun ve Faruk Özak’ın Volkan Canalioğlu’nu hedef alan açıklamalarıyla doluydu. Sayın Özak’ın Trabzon Belediyesi’ni hedef alan açıklamalarını hiç ciddiye almadım, zira kendisi Nuri Albayrak yönetimi Akyazı Projesini hayata geçirmeye çalışırken “bu proje bir hayaldir, milleti kandırıyorlar” mealinde açıklamalar yapıp, şimdi aynı projeyi savunur bir noktaya kolayca savrulabildiği için benim gözümde ciddiye alınacak bir duruş sergileyememiştir. Bu nedenle, Volkan Canalioğlu’yla ilgili açıklamalarının da bir “inanç” ifadesinden çok politik temenni olduğuna inanırım, haliyle…

Ama Ali Öztürk’ün yazdıklarını ciddiye alırım. Gazeteci kimliği dolayısıyla kente karşı duyduğu sorumluluğun; herhangi bir parti, iktidar veya zümreye karşı duyulandan çok daha fazla olduğuna inanırım. Yazılarını da bu duyguyla okurum. Kendisinin daha önceki yazılarından da hatırladığım bir Canalioğlu muhalefetine sahip olduğunu biliyorum, son derece de olağan ve anlaşılır bir şeydir. Trabzon’da yaşamayan, 6 ayda bir gidip gelen biri olarak belediyenin şehre ne kattığını, neleri kaybettirdiğini elbette sayın Öztürk kadar bilemem. Hatta şehrimizin geleceğini, Ali Öztürk özelindeki meslektaşlarımızın inşa edeceğine inanırım.Benim İstanbul’dan söylemek istediğim şudur;

Sayın Öztürk’ün; anlaşılabilir “mesleki” alt bileşenleri olan Volkan Canalioğlu karşıtlığı, her geçen gün daha “bariz” bir şekilde İktidar yandaşlığına doğru sürüklenmektedir. Bu duruş, en başta gazetecilik mesleğini sonra da tarafları prestij kaybına uğratır. Ulusal basında yaşadığımız “biat” gazeteciliğinin Trabzon’a da bulaşmasından eminim ki herkes rahatsızlık duyar.

Bir de, belediyenin yaptığı hizmetleri, belki haklı olarak, küçümserken, sahil yoluna yaptırdığı tuvaletlerin Gümüşhane’dekilere benzediğini yazmış sayın Öztürk. Kendisine sormak lazım, oradaki tuvaletleri görerek mi bu kanıya varmış!? Sergen’in Şanlıurfalılarla başı dertte malum, Gümüşhaneliler de sizi mahkemeye vermesin sonraJ

Son söz; Trabzon’da belediye başkanlığını kim kazanır biliyor musunuz: Sevgi kazanır. Hiç o yana bu yana vurmayın kendinizi, derim ben..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: