Trabzon denince aklınıza ne geliyor!?

Herşey yolunda giderken Trabzon’un sakin kalması, başarının tadını çıkarması ve keyfi paylaşarak çoğaltması olacak şey değildi, olmadı da zaten. Olağan kongreye sadece 2 ay varken asbaşkanlık görevinden istifa eden sayın Hayrettin Hacısalihoğlu, atadan Trabzonlu olduğunu belgelemiş oldu. İttihad Terakki Partisi’nin Kurtuluş hareketini örgütlediği yıllarda Trabzon ve çevresinde Teşkilat-ı Mahsusa’nın çekirdek yapısı içinde etkin görevler alan bir ailenin ferdi olarak sayın Hacısalihoğlu’ndan daha sorumlu olmasını beklerdik. Elbette ki kendisini istifaya sürükleyen “gerçek” nedeni kendisi açıklamadıktan sonra kimse bilemez. Herkes gördükleri ve duyduklarınca kimi çıkarımlar yapacaktır, ben yapmayacağım.

Genel olarak sayın Hacısalihoğlu’nun çevresiyle ve diğer insanlarla “sıcak” ilişki kuramadığı eleştirisinin yaygın olduğunu ve aidiyet duygusunun baskınlığından beslendiğini düşündüğümüz her şeyi kontrol etme refleksinin diğer yönetici arkadaşlarını rahatsız ettiğini söyleyebiliriz. Ki bunlar da görecelidir.
Sayın Asbaşkanı istifaya sürükleyen asıl nedenin, kimi basın mensupları ve onların patronlarıyla kurduğu iletişim modelinin etkin olduğunu düşünüyorum. tarzından ya da yazdıklarından hoşlanılmayan herhangi bir gazeteciyi tesislere sokmama ya da patronları nezdinde şikayet edilmeleri Başkan Sadri Şener’le Hacısalihoğlu arasındaki ilk kopukluğun da nedeni oldu ve ikili arasındaki ilişki bu noktadan sonra asla eski günlerindeki gibi olmadı, olamadı.

Yanı sıra; Hacısalihoğlu’nun ciddi ve kılı kırk yaran titiz portresi yanında Şener’in her konuya ironik yaklaşma cesareti de yönetim felsefeleri arasındaki uçurumun ifadesiydi aslında. Şu haklı bu haksız demeden bu farkın da önemsenmesi bu istifanın nedenlerini bulmada öğretici olacaktır.

Asbaşkanın istifası sonrası Teknik Direktör Şenol Güneş’in de istifa ettiği ancak Hacısalihoğlu’nun bu istifayı önlediği yazıldı , çizildi. Ben bu olasılığın doğru olmadığına inanıyorum, yok bu iddia doğrulanırsa sayın Güneş’in de varlık sebebinin sorgulanması gerekir. Trabzonspor’un başkanlarına bağlı kalmasına alışmıştık, ancak asbaşkan düzeyindeki bir bağlılık fotoğrafı olsa olsa trajedi olacaktır. Sayın Hayrettin Hacısalihoğlu işler iyi giderken istifa etme riskini almış ve yük altına girmiştir. Aynı hatayı Sayın Şenol Güneş’in de yapacağına zerre ihtimal vermiyorum. O kadar da değil!!

Sözde ulusal özde İstanbul medyasının bu istifayı sunuş şekli, yapılan hatanın karşı cephede nasıl umut ve sevinç yarattığının da yeni bir belgesi olarak arşivlere düştü, gören var mı bilmem. Yöneticilikleri “yedek”likten öteye gitmeyen soyadı öncelikli 4 yedeğin komik istifalarının “Trabzon durulmuyor, istifalar birbirini izliyor” başlıklarıyla okura duyurulması ayrı bir trajedidir. İstifaları komik, çünkü ortada istifa edecekleri bir görevleri yok! Gülmeyin doğru söylüyorum!! Birileri dağa küsmüş ama dağın haberi yok! Ama bel altı vuruş ustaları için “sahici” yönetici olmalarına gerek yok, maksat Trabzon yara alsın, aldı mı sizce!?

Başkan Şener ve Güneş kontrolu ele almak ve başarılı gidişi sürdürmek zorundalar. Kongreye kadar her başarısızlık hem Hacısalihoğlu’nu hem de Şener’i ziyadesiyle zorlayacak ve muhtemel her başarısızlığın faturası bu iki isimin önüne konacaktır.

Burası Trabzon. Hani 1204’de İstanbul Latinler tarafından isila edildiğinde şehri terk etmek zounda kalan Bizans’ın en seçkin ailelerinin kaçıp sığındığı liman şehri. O Bizanslı aileler endi levantenlerini yaratan bu şehri hiç terk etmediler!

“Devrim kendi çocuklarını yiyor” demişti Danton.

Trabzon’da bu kadar çok Robespierre varken, başka bir ihtimal mi var!?…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: