TRABZONSPOR YAZMAYA ARA!

İYİLER Mİ KAZANIR SİLAHI OLANLAR MI?

Bir köşe yazarı olarak okumaktan büyük keyif aldığım Halil Berktay’ın; Barcelona-R.Madrid maçına dair (tırnak içinde) “Kötüler kazandı” başlıklı kısa yorum yazısı beni de erken 23 Nisan coşkusuna ortak etti. “Mütevazı Ciddiyetiyle” Guardiola ve “meşum gangster havalı Mourinho” tesbitiyle yoruma her şeyi açıklamaya yetecek bir benzetmeyle giren Berktay için Barcelona ; çalışılmışlığın, emek verilmişliğin ve en duru haliyle duruluğun ve saflığın sembolü ve kendisi de haliyle bordo-mavililerin yanında duruyor. Tüm oyun planını rakibin en etkili silahlarını fizik güç ile durdurmak üzerine kurgulamış Real Madrid’i de mahkum ediyor; “heyhat, tarih gibi futbol da illa iyilerden yana değil” Saygıdeğer Berktay’ın Barcelona sevgisinin salt futbolun içinde kalınarak tarif edilebileceğine inanmıyorum. Türk futbolunun tek “devrimci” takımı Trabzon adına da Berktay aklının, birikiminin ve kaleminin birkaç cümle kurması hoş bir hayal olarak kalmasın istiyorum. Türkiye özelinde” iyilerin” neredeyse hiç kazanamadığı gerçeği, silahı olanların hemen her gün yüzümüze çarptıkları bir utanç belgesi olarak tarihe ciltler dolusu notlar bırakırken, Halil Berktay ve dahi Roni Margulies gibi “adam”ların da sürece katkı yapmaları gerekmiyor mu?

TRABZONSPOR YAZMAYA ARA!

Bazen cümlelerin içinde saklı kalır utancımız, bazen en çok sevmek isterken en yalnız kalırız. Bazen size bir söz verilir, sonra o söz utanmazca unutulur. Sonra bir söz daha verilir, markayı saha sonuçlarıyla ve üç-beş utanılası doların hatırına değil de insanca ve devrimci bir Duruş ve Tavırla yüceltmek için heyecan duyarsınız, markanın bir numaralı temsilcisi size onay verir; hatta rakip takımla konuşur onları da bu onura ortak etmeye çağırırsınız, her şey konuşulur , sonra maça çıkıldığında ve ilk düdük çaldığında yer yarılsa da içine girsem utancı düşer payınıza. Aynı masada oturup kemençe ve atma türküler eşliğinde eğlendiğiniz zeka özürlü hödüklerin arkanızdan ettikleri hakaretleri çekersiniz, internet üzerinden kargaları güldüren iftiralar atan sırtlanların, şehir ve takım üzerindeki ikbal hesaplarına payanda olan binlerce genç yüreğin, iftiralara sessiz kalışının acısını yaşarsınız, gerektiği hiçbir zaman sesini çıkarmayan çakalların emek verdiğin kimi oluşumları da “kullanarak” seni de bu lekeye ortak edişlerinin hüznünü sonra… Rakip olduğu algısındaki algı dumuru zavallıların “ama herkes yaptı”lı gülünç saldırılarına muhatap olursunuz bir de.. Trabzonspor üzerine yazı yazmama kararımı, Trabzon ya da tüm ülkeyi ilgilendiren konular hakkında yazmama olarak algılayan çakallar ise hiç sevinmesin, “köpekler istedi diye atlar ölmez.” Tüm bunlar ne için? Sizi ve hayatı var eden tüm “değerleri” temsil ettiğine inandığınız, haksız verilen penaltıyı seve seve dışarıya vuracak bir kültürü hakim kılmak için yanıp kavrulurken; endüstriyel futbolun “beslediği” herkes ve her kurum tarafından saldırıya uğrayıp, bir de mahkeme kapılarına taşınırken, bir de aldatılan, küçük düşürülen biri neden yazsın ki? En büyük yanılgım, “endüstriye” göbeğinden bağlı kişileri kendim gibi hesapsız “adam” sanmam oldu. Herkesin bir hesabı varmış meğer, meğer yönetici diye bilinen insanlar türlü çeşitli ticari ilişkilerin batağında çıkar hesaplarına yöneticilik kartvizitini anahtar olarak kullanırken ben yel değirmenleriyle savaşıyor muşum. Tuvalete gitmek için bile onay bekleyen zatların dik duracaklarını sanmak gibi bir zalaklığın öznesi olmayı bıraktım artık. Evet, iyi bir adam olamadım belki, ama kardeşlikten ve adaletten başka hesabım da olmadı, gizli gündemli ve güdümlü puştlardan da olmadım. Trabzon üzerinden “beslenenlere” ilanen duyurulu. Patlayıncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin…

BANK ASYA!

Allah kalbimi biliyor. Konyaspor’u o şehre yakışmayan kötü zemini ve stadı nedeniyle lige gelsin istemiyorum. Elazığspor’u, şike-çete sanığı ve tapeleriyle kişiliği hakkında az çok fikir sahibi olduğumuz adını anmaktan bile imtina ettiğim kişiyi hocalığa getirdikleri için bu ligde görmek istemiyorum, Kasımpaşa’nın oynadığı güzel futbola rağmen seyirci potansiyeliyle ligi taşıyamayacağı fikrindeyim. Şu anki tabloya göre geriye Çaykur Rize, Akhisar BLD , Adana ve Bolu kalıyor. Gönlüm Rize, Adana ve Bolu dese de, matematik olarak olanaksız. Bolu ve Adana’dan biri zaten ilk iki şansını kaybettikleri için elenmek zorunda. Şikeli ligin mağduru Buca ve Erciyes’in de şansları devam ediyor olsa da, işleri çok zor. Aklım Giray Bulak farkıyla Rize ve Elazığ’ın ilk iki olarak direk lige çıkacağını; kalbim ise Rize ile Akhisar’ı ligde görmek istediğini fısıldayıp duruyor. Konyalı ve Paşalı kardeşler kızmasınlar, tamamen stat ve kapasiteli bir duygusallık bu. Yoksa her iki takımımız da ligi sonuna kadar hak ediyorlar Aşağısı da pek karışık. Ezelden beridir gönlümüzde ayrı bir yeri olan Göztepe ve Karşıyaka’nın bu yıl lige tutunup seneye süper lige çıkmaları, yanı sıra Giresun’umuzun da mafyanın cenderesiyle birlikte düşmekten de kurtulmasını diliyorum. Ama tüm dileklerimizi şu üst başlığın altına koyuyoruz; Herkes layığını bulsun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: