ARŞİVDEN ( EMRE B, KALECİ VOLKAN VE BÜLENT U – 2009 TESPİTLERİ)

KAN İRİN CERAHAT; EMRE, UYGUN VOLKAN; TEKMİLİ BİRDEN BU SİNEMADA!

Günlük rutinin aylar yıllar öncesinden belli olduğu “gelişmiş” bir ülkede gelseydim dünya’ya, ihtimal çoktan elimi ayağımı çekmiştim hayattan, belki bir kalenderi olmuştum belki sessiz bir münzevi. Şu güzel ülkemizin dışında nerede doğsaydım, çok yanım hep eksik kalacaktı, buna iyice emin oldum artık.

Şu 3 gün içinde yaşadıklarımızı, herhangi bir “batı” ülkesi acaba 10 yılda yaşayabilir mi? Elbette, yaşadıklarımızı “gıpta edilesiler” listemize koymuyoruz, ama kabul etmeliyiz ki, hayatımızı monotonluktan kurtaran ve Türkiye’yi, diğerlerinden ayıran en büyük özelliğimiz işte bu insanlık hallerimiz.

Tutarsızlık bizde, kopukluk bizde, ahlak bekçiliği, akıl hocalığı, “eleştiri” perdelemeli pusu nöbetleri, sinsilik, üç maymun, hepsi ama hepsi bizde , içimizde yaşıyor.

Nereden başlamalı bilmiyorum, malzeme o kadar çok ki..

Emre Belözoğlu mesela; bana göre müthiş bir sevgisizlik batağına saplanmış. Brave Hearts filminden bir sahne değildi Emre’nin “boğazını keserim” hareketi. Namazında niyazında olmasıyla bilinen Emre, ibadeti sırasında hangi duaları eidyor, siz de merak etmiyor musunuz? Bu sevgisizliğin kaynağı ne Emre? Futbol sonuçta bir oyun, sahadaki arkadaşlarına duyduğun bu öfkenin kaynağını sorgulamak ve bu çirkin fotoğraftan kurtulmak zorundasın.

Volkan Demirel mesela; vücut dili ve arkadaşlarıyla kurduğu iletişimden, aslında hiç de fena bir insan olmadığını düşünüyoruz. Tamam, rakip oyuncu istemeden de olsa sana çok kötü bir darbe vurmuş olabilir, hakem faulu vermiş zaten, neden ille de “cezamı ben veririm” tepkisi? Eksik olan ne? sorusunun yanıtı sende saklı Volkan. Rakibine attığın tekme, aslında sportif ruha atıldı, biliyor musun bunu?

Tolunay Kafkas, hocam; bir rakip oyuncunun, ortamı yatıştırmak için uzattığı eli neden geri ittiniz, anlamadım? Bizim göremediğimiz, duyamadığımız “hareketler” de olabilir, eyvallah, ama buna rağmen sizin “misafiriniz” olan bir oyuncunun elini itmenizi kabul edemem. Zira biliriz ki, bu dünya’nın belki en çok okuyan, araştıran portrelerinden birisiniz, siz böyle yaparsanız Bülent Uygun ne yapmaz ki??

Eh yaptı da zaten..

Bülent Uygun’la aramda hep bir mesafe tuttuğumu bilen bilir. Olaylı Trabzon – Sivas maçından “Arap – İsrail savaşı” çıkarabilen birinden, şahsen, her şeyi beklerim. Ama buna rağmen, canlı olarak izlemediğim bir maç sonunda Uygun’u bu kadar şiraze kaybına uğratan ne oldu ya da olmadı bilemeyeceğim için, ezber yorum yanlışına da düşmeyeceğim.

Bülent Uygun’un, kendini küçültür şekilde “ÇOBAN” vurgusuyla kendince aşağılamaya çalıştığı hakem Deniz Çoban’ın, maç içinde neler yaptığını da doğal olarak, özet görüntüler dışında, bilmem mümkün değil. Bu arada şunu da eklemeliyim, şahsen Bülent Uygun’un, “ÇOBAN” vurgusuyla çobanlığı aşağılamadığına, hatta bir çoban gördüğünde selamun aleyküm diyip yanına çömelerek sohbet edecek tevazuya sahip olduğuna da eminim.

Devam edelim.

Diyelim ki orta hakem, pek çok hatalı yorum ve sinsi kararlarla takımınızı “ezdi”, ki, teorik olarak mümkündür.

Herşeye rağmen, diyelim ki hakem hep aleyhinize düdük çaldı; bu tespit yedek kulübesinin camlarını, kontrol edilemez bir öfkeyle tekmelemenin ve sonuçta başarılı olarak tuz buz etmenizin nedeni olabilir mi sayın Uygun?

Sezon başından beri, hep barışçı mesajlar veren teknik adam portreniz, sizden başka kimsenin inanmadığı bir hakem yanlışı bahane edilerek bir anda heder edilecek kadar değersiz miydi?

Sahanızda üst üste 11 maç kazanırken maçlarınızı siz mi yönettiniz ki, bir beraberlik anında tüm kontrolünüzü kaybedip öfkenizi hakemden çıkarmayı seçtiniz?

Siz bir beraberliğe bile tahammül gösteremezken, sahasında üst üste 2 maç kaybeden Trabzon’un Ersun Yanal’ı ne yapmalı peki? Avni Aker’i mi yıkmalı? Onun üzerindeki baskı sizinkinden az mı zannedersiniz?

Maç sonrası orta hakemin üzerine horoz edasıyla yürüdünüz ve gözlerinizdeki öfke tüm Türkiye’yi ürküttü sayın Uygun. Orta hakemin oyuncularınıza bağırdığını söylediniz ve sonra da eklediniz; “oyuncularıma bağırıyorsun, ben sana bağırırken neden sustun?” Yani şunu mu söylemek istediniz: Cesaretin varsa bana bağır Deniz Çoban, bağır da gör …… …..! Valla biz öyle anladık hocam.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: