kalemi kırmak..

Gazetecilik mesleğini idealize edip İstanbul Üniversitesi’nin yolunu tutalı 20 yıldan fazla oldu.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesine kayıt için gitmiş, Okulun kapısından girer girmez de duvara asılmış bir portre ve manifesto ile yüzleşmiştim; Sedat Simavi şöyle diyordu; Gerekirse Kalemini Kır ama sakın satma!

Şükür ki, “satma” çukurlaşması ile aramızda aşılmaz bir mesafe oldu hep,  marifet değil elbette.

Bu girizgah niye diyeceksiniz;

Son Hirant Dink suikasti sonrası, eli kalem tutan ve toplumsal algının ” değerli, önemli, mühim, akıllı, tecrübeli, hoşgörülü, demokrat, çağdaş” nitelemeleriyle konumlandırdığı öyle isimler öylesine “düşük zaviyeli” cümleler kurdular ki; kalemi kırmakla halkını satmak arasındaki ince çizgiyi ölçtüm

Uzatmayalım;

Ufuk Güldemir’in “demokrat, çağdaş” maskesi Hirant Dink cinayetiyle ifşa oldu!

“Ordu Trabzon’a müdahale etsin” batağına saplanan Ufuk Güldemir; batılılaşma yanlısı tanzimat aydınlarının iki yüzlülüğünün fotoğrafı olarak tarihe kaydını düşmüştür!

Suikast sonrası orduyu müdahaleye çağıran aynı Ufuk Güldemir; Irak’a giren Amerikan askerlerine alkış tutan  ve her gün ortalama 50 kişinin öldüğü, öldürüldüğü Irak cehennemi için kimseyi yardıma çağırmayan gazeteci! Allah şifa versin, ama ne yazık ki Ufuk Güldemir, bu toplumun eli kalem tutan aydınlarından biridir ve önerebildiği tek çözüm de,  Ordunun Trabzon’a müdahale etmesi!
Ordu Trabzon’a 1996 yılında Ali Şen ve Mesut Yılmaz başlıkları altında müdahale etmiş ve 10 bin askeri Trabzon’a yığmıştı, sonucun ne olduğu açık: Daha çok travma ve daha fazla acı.

İstanbul’a kar yağmadan Türkiye’ye kış gelmiyor!

Rakel Dink!

Katledilmiş sevgilinin ardından kıskanılası bir “veda konuşması” yapan Rakel Dink, “insan”a dair umutları diri tutmak adına büyük bir moral olmuştur..

Rakel hanımın bu tarihsel konuşması; dersler çıkarılması gereken bir manifestodur.

Trabzon’un  kültürü ve iklimiyle harmanlaşmış bir insan olarak Rakel’le paylaşmak istediğim şeyler var..

Sevgili Rakel abla;

1994 yılında ATV Haber Merkezi’nde muhabirlik yaparken merhum eşiniz sevgili Hirant Dink’i, bir görüş almak için ziyaret etmiş ve bir çayını içmiştim.İlk izlenimim tamamen Anadolu kokan bir “farklılıktı” eşinize dair. Farklıydı evet ama bizdendi işte!

Anadolu tablosunun en güzel fırça darbelerinden biriydi Hrant.

Rakel abla;

Yüreğinizin çığlığını yüreklerimizde hissettik!

Hirant’ın katledilişinin ardından, benim doğup büyüdüğüm 4000 yıllık kültürü biriktirmiş Trabzon; bilinçaltına yerleşmiş ön yargılar ve bilgisiz fikir sahiplerinin çamurlarına bulandı, bulanıyor..

Hayatını “demokrasi” mücadelesine adadığı iddiasındaki gazeteci Ufuk Güldemir; orduyu Trabzon’a müdahaleye çağırdı Rakel abla! Aydın! düzeyi bu olan iklime yaz bahar nasıl gelsin?

Tanzimat kafalı “embedded” aydınlar için İstanbul’a kar yağmadan ülkemize  kış  hiç gel-e-medi…

İstanbul’a kar yağmıştı işte, Trabzon’un payına da linç düştü. 3 yıl önce TAYAD gösterisiyle “başlatılan” ve Hirant’ı kaybedişimizle devam edegelen bu oyunun planlayıcısı hainler, Türk medyasına ve aydınına çok şeyler borçlu!

Hirant’a kıyan 17 yaşındaki Ogun Samast’ın da bir zamanlar bebek olduğunu hatırlattın Rakel abla. Medya siyaset ve edebiyat ulemasından hiç kimselerin göremediğine, dokunamadığına, hissedemediğine alıp götürdün Türkiye’yi, Dünya’yı.. Bebeklerden katil üreten toplumu sorgulamadan karanlıktan aydınlığa çıkamayacağımızı hatırlattın.

5-6 yaşlarındayken bir ‘maraz’ nedeniyle güzel annem beni doktora götürmüş, ama bunu yeterli görmeyerek, geleneksel bir yolu da adımlamıştı; bir hocaya kitap açtırıp dua ettirmek! Ama belli ki hoca da kesmemişti Falcıoğullarının kızını, komşumuz Nihal Ablayı da alarak beni Trabzon “Taksim”de İskenderpaşa mahallesindeki daracık bir sokağa götürdü ve orada da siyahlar giyinmiş bir adama “okuttu” .

Nihal abla hristiyan kökenliydi Rakel abla, gittiğimiz yer de Katolik kilisesi, evet evet o, papazı katledilen kilise. Annem, üzerimde kötü cinlerin etkisi olduğuna karar vermiş ve bu cinlerin “hristiyan” olabileceği düşüncesiyle papazdan yardım istemişti…

Ben dünyalar güzeli Nihal ablamızın müslüman olmadığını 20 yaşına geldiğimde öğrenmiştim, hayatı paylaşırken ırkın hiç önemi kalmıyordu

Bebekten katil yaratan düzeni hep birlikte yıkalım Rakel abla.

Hayat bize dayatılan bu nefret olamaz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s