Sokollu Mehmet’ten Marco Mehmet’e..

Mirasçısı olmakla övündüğümüz Osmanlı’nın, özellikle son 200 yılındaki padişahlarının damarlarında dolaşan kanın neredeyse %90 lar civarında “ecnebi” kanı olduğu tüm objektif tarihçilerin ortak görüşüdür. Malum; Osmanlı sultanları fethettikleri ya da vergiye bağladıkları her ülke ve milletten en güzel kadınları kendilerine eş olarak seçiyor ve şehzadelere bu “güzel” ecnebiler annelik ediyordu. Birkaç örnek gider şimdi buraya; Kösem Sultan (4. Murad’ın annesi), Hürrem Sultan (Kanuni’nin eşi). Bu iki “üst” örnek gibi daha yüzlerce Slav, Musevi, İtalyan, Yunan vs asıllı annelerden olma Padişah ve şehzadelerle yaşadık.  Marco Mehmet’e mi tahammül gösteremeyeceğiz!?

 

Türklerin hayatı yorumlayış biçimi, aslında neden tarihin ilk sayfalarından beri var olduklarının da yanıtını verir. Türk kavmi, tarihin her evresinde ve coğrafyasında, her tür halkla kaynaşmayı bilmiş ve asla ırkçılık yapmamıştır. Türkün özünde, herhangi bir insanı ırkından dolayı ayrı bir yere koyma geleneği yoktur . Bı nedenledir ki, Anadoluya ayak bastıkları andan itibaren buradaki tüm halklarla büyük bir hızla kaynaşan Türkler, doğalarında bulunan liderlik geleneğiyle de bilinen İmparatorlukları kurmuş ve yaşatmışlardır. Sokollu Mehmet Paşa örneği; Osmanlının ırk kavramının nasıl pasifize ettiğinin de en canlı örneğidir. Malum, Osmanlının en başarılı vezirlerinden belki de birincisi olan Sokollu bir Hırvat devşirmesiydi.

 

Böylesi bir geçmişe sahip bir ulusun; bugün bir ayak oyuncusunun Milli Futbol takımında oynuyor olmasını böyle hararetle tartışmasının aslında sosyolojik ve kültürel temellerinin olmadığını söylüyoruz. Sokollu’nun ordularını yönettiği bir ulusun milli takımında Marco Mehmet de rahatlıkla oynayabilir.

 

Ha, denebilir ki; Sokollu gönülden bir Osmanlı ve müslümandı. Hiçbir ikbal peşinde koşmadan sadece Osmanlının ve islamın bekası için çalıştı. Bu durumda edilecek çok fazla sözümüz de olamaz, zira marco memo’nun içini bilemeyiz. Ama Mehmet Demirkol kardeşimizin de dediği gibi; Brezilya Milli Takımına yüzde bir çağrılma olasılığı olsaydı, Marco Türk olur muydu?  Ya Sokollu Germenlerden teklif alsaydı ne olurdu?? Saçmaladık değil mi!? Evet keselim ve tarihten küçük bir notla bitirelim.

 

Bilindiği gibi marco memo’yu Türkiye’ye futbol dünyamızın duaeynlerinden Özkan Sümer getirdi. Üstelik 50 bin dolar civarında komik bir paraya. Trabzon’da iki yıl başarıyla futbol oynayan Marco Memo, sözlşemesinin uzatılması görüşmeleri için masaya her oturduğunda, 50 bin dolar daha fazla para talep etti. Bir, iki, üç derken; bu ülkenin belki de ne omurgalı adamı Özkan Sümer’in sabrını taşırdı ve meneceri Miranda ile birlikte anlaşma masasından ve Trabzon’dan kovuldu.

 

Olayın iki tarafını da Türk Spor kamuoyu az çok tanıyor. Ne kadar referans olabilir bilmiyorum. Trabzon’da Türkçe konuşurken İstanbul’da tercümanlar aracılığıyla konuşmaya özen gösteren Marco Memo, birden şakır şakır Türkçe konuştuğunu nasıl odu da hatırladı dersiniz? Duygusal! Evet, evet, bence bildiniz.

 

Türk vatandaşlığına kabul edilme maddelerinden biri “ahlaklı” olmaktı değil mi..

 

Alın size Marco Memo!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s