-
“kürtler dün de yalnızdı bugün de yalnız! hasan cemal, merhaba, duyguların yoğun olduğu anlarda yazmak da zorlaşıyor. uludere’ye giden aynı yoldan son beş ay içerisinde üçüncü geçişim. ilki annelerle birlikteydi. yüreği yaralı barış anneleri. devlet hava operasyonlarına karar verince, her uçak kalktığında acaba nereyi vuracak, hangi annenin yüreği yanacak, hangi eve ateş düşecek diye düşünüp
-
Muhteşem Yüzyıl dizisi üzerinden Başbakan imzalı suni gündemimiz, “ceddin deden neslin baban” hamasetini de gündemimize taşıdı. Kanuni Sultan Süleyman dönemini anlatan tv dizisinin, gerçek hayattan kopuk ve genç nesillere yanıltıcı mesajlar verdiğini söyledi Başbakan. “Başbakan herhangi bir şey söylese de biz de onaylasak” diye bekleyen okur-yazar esnaf da Başbakanı bile hayrette bırakacak bir performans
-
Futbolumuzdaki kirliliği yazmaktan dilimizde biten tüylerin sadakasıyla hatıra ormanı kurulur, ve fakat her seferinde rezilliğin daha iyisi üretildiği için nefes almaya fırsatımız olmuyor Konumuz F.Bahçeli Meireles’in tükürüğü! İtirafla başlayalım, ben de Meireles’in tükürdüğüne inanıyordum, ta ki tükürme iddiasına kanıt olarak servis edilen görüntülerin ters açısı çıkana dek. Ters açıdan bakıldığında Meireles’in çok öfkeli bir dil
-
Haberturk – Sedat Tunalı – 3 Haziran 2009 Spor ağırlıklı yazıyor olmamız, otçul olduğumuz anlamına gelmez. “Çarşı” nasıl sosyal tepkiler veriyorsa, yazar da vermeli…Spor okuyucusu da ot değil, hatırlatalım.. Haziran ayının 2′ si ve 3’ü, Türkçe’mize onur ve şahsiyet katan iki büyük insanı kaybettiğimiz tarihler. Bunlardan biri Nazım Hikmet, diğeri de Orhan Kemal…Üstad Nazım’ı yazan
-
Daima Nihat, daima Genç Bir insanın zengin olması, elinde tuttuğu çiçeği değiştirmez. [NİHAT GENÇ] ULUSALCI MI, HİKAYECİ Mİ? Geçen gün, internette bir haberin başlığı: “Ulusalcı yazar Nihat Genç…” Nihat Genç, Türkiye’nin en iyi hikayecilerinden biri. Benim fikrim: En iyisi. Medya mensupları, okumuşlar, halk, bizler, hepimiz Nihat Genç’in bir hikayeci olduğunu görmeli, unutmamalı ve gerekirse kendisine
-
Genç televizyonlara çıkmaya başladı. Önce sinir bozucu geldi, seyretmedim. Sonra merak ettim, bakalım neler saçmalıyordu? Bir önceki yazımda iki yazarı tanıtırken belirtmiştim: Toplum olarak, insanlık olarak iyi yazarların, has insanların kıymetini bilmiyoruz. Sonuçta, yazık o değerlere olmuyor. Çoğu kez o iyi edebiyatçılar, o has insanlar umursamıyorlar bu kadir bilmezliği ya da umursamamaya alışıyorlar. Yazık olan
-
Sene 2004 Oktay Derelioğlu Akçaabat Sebatspor’un sözleşmeli oyuncusu. Sebat yönetimi Derelioğlu’na, sözleşmesine mahsuben boş bir (sanırım) Başkan Veli Sezgin imzalı çek veriyor. Bunun bankacılık anlamı şu, istediğin zaman bankaya gidip istediğin miktarı yazarak tahsil edebilirsin. Yapılmak istenen Oktay’ın içinin rahatlamasını sağlamak. Ve Oktay bu çeki İstanbul’daki evinde saklıyor. 2004-2005 sezonun başında Sebat’ın başında Sadi Tekelioğlu vardır
-
Futbolumuzun bütün günahını F.Bahçe’ye yıkmak nasıl işin kolayına kaçmaksa, ırkçı faşist kafaların tüm faturasını Emre B’nin önüne koymak da aynı şey olur. F.Bahçe’nin tek doğru aforizmasının “Fenerbahçe Türkiye’dir” olduğuna tüm kalbiyle inanan biriyim. Haliyle hem şike gibi aşağılık yöntemlerin hem de faşist kafaların tüm toplumda karşılık bulduğunu yaşayarak görüyoruz. O ambulansın peşinde takılanlar sadece FB’liler
-
“Merhaba Şike, Pardon Fenerbahçe” Başlık, Kayseri-FB maçında, Kayseri tribünlerine asılan onlarca pankarttan biri, ama hiç kuşku yok ki FB tarihini yazanlar ve bu tarihi okuyanlar açısından binlerce pankarttan daha acıtıcı Kayseri taraftarıadına bir organizasyon düzenlenmiş ve “Kayseri’de başka takım taraftarıistemiyoruz” temalı bir yürüyüş organize edilmiş. Basınımızın amiral ve manipülasyon gemisi olarak adlandırılan gazetedeki habere göre
-
Temiz Futbol Ve Şike Kardeşliği Erk sahipleri ve menfaat çeteleri tarafından Dünya Spor tarihinin en büyük haksızlıklarından birine uğratılmış Trabzonsporluların “Temiz Futbol” mücadelesini ; “len bir kupa için amma ağladınız beaa” düzeyine indiren özel eğitime muhtaç zekaya ve o zekaya gazete ve reyting satmaya koşullanmış aşağılık yayın esnaflarına değil sözümüz. Sözümüz bir parça vicdan, bir
-
“Onu çekme bunu çek” Medyası ve Caner Erkin! Gazetelerde ve tvlerde F.Bahçe “adına” kalem oynatan gazeteci, gazetecimsi yorumcu ve yorumcucukları şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Getirdiniz mi? Tamam. Şimdi de şu sorunun yanıtını arayın; Şike sürecinde “sarih” belgelere rağmen FB’yi ve Aziz Y’yi korumak için alfabeyi kendinden soğutan cümleler kuran , olmadık taklalarla taklacı güvercinleri
-
ŞENOL Güneş TFF Başkanı Olsun! Şike cenderesindeki ahlak zafiyetli Türk futbolunun medya ve siyasetçiler üzerinden “ısmarlama” bir barışa kavuşamayacağını artık kör cahiller bile anladı sanırım. Yıldırım Demirören ve ekibinin böyle zor bir işi başarabileceği öngörüsünün , deniz feneri derneğinin hiçbir şaibeye bulaşmamış bir yardım derneği olduğu öngörüsü kadar kıymeti olabilirdi, haliyle teke zortlatması kaçınılmazdı, teke