-
Ünsal Oskay öldü. Derslerimize gelirdi İletişim Fakültesi’nde. İstanbul’da. Takım elbisesi içinde gömleğin üstüne giydiği kahverengi hırkasıyla , bir Anadolu beyefendisi fotoğrafı bırakmıştı belleğime. Sonradan çok daha yakın buldum, neredeyse tüm arkadaşlarım gibi. Vosvos’u vardı, “sanayide oynanmış” havası veren, vespa motosikleti bir de, üç karısı olmuştu hocamızın, bir de kedisi, ama yine de yalnız öldü, herkes
-
İsmet özel 97 de yazmış…öz evlat söz evlat, meşruiyet zeminini kaybetmiş yasal zırhlara sığıntı aç gözlülük ve bir sehrin, tüm değerleriyle yağmalanışına anlık tepkilerle direnme refleksinde tatmin arayan öbeklesmis kalabalıklar topluluğu **** Küçük İbo’nun Trabzonspor taraftarı oluşunu, onun arabesk söylemeyi terk etmeyeceğine ve Türkçe’yi Urfa şivesiyle konuşmaktan vazgeçmeyeceğine dair beyanlarından ayrı değerlendirmek anlamsızdır. Anlam Türkiye
-
Bir futbol takımına gönül vermek (!) Üniversite yıllarımın bildik simalarından biriydi Cengiz Çandar. Devrimcilerle Filistin’de kamplarda eğitim görmüş olmasının bizlerde açtığı bir kredisi vardı, ancak çok kısa sürede bu kredisini tüketmiş, derin bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Ayrıntıya girip boğmaya niyetim yok. Büyük usta Nâzım Hikmet gibi “putları yıkıyoruz” da diyemeyiz, ama çelişkileri afişe etmek gibi
-
Neşe Düzel’in röportajı Devlet olanakları ölçüsünde doğduğunuz andan itibaren size yatırım yapıyor, okutuyor, bebekken aşınızı yaptırıyor, iyi-kötü sosyal güvencenizi sağlıyor, şanslı ve başarılıysanız üniversite imkânı tanıyor ve çok az sayıda yurttaşına da akademik kariyerin tepe noktası olan “doçentlik” onurunu veriyor. Bu noktadan sonra bu unvana sahip çıkmak artık kişinin sorumluluğundadır. Kişi kendisine emek veren ailesi
-
Meyhanenin duvarında asılı duran Atatürk posteri sürekli sağa-sola sallanıyor ve her seferinde ters istikamete doğru yarım bir hilal çiziyordu. Bu salınışlar yemekli-içkili vagonun ve çalışanlarının rutini, benim gibi treni sık kullanan kimi müşteriler dışındaki herkes için ise adrenalin salgı makinesi gibiydi. Çok sallıyordu TCDD, iyi ki de sallıyordu hoş, hayatın suni sorunlarını sallamasını bilmeyenlere yol
-
Hacıhasanların kızı, Efendilerin gelini, Hacı Murat’ın en büyük oğlu Seyfullah’ın vefa, cefa, çalışkanlık ve verimlilik timsali karısı Makbule Kınalı , uluslar arası kadın hakları hareketinin belki de en önemli figürü devrimci önder Clara Zetkin’le hiç tanışmadı, bilmedi, varlığından bile haberdar olmadı Zetkin’in…Ne Clara’nın seçimiydi bu ne de Makbule’nin. Clara 1877 yılında Almanya’da Leipzig’de doğmuştu, Makbule
-
(8 yıl önce yazılmış) Hababam Sınıfı’nın yazarı, şair-yazar Rıfat Ilgaz 80’li yılların ilk yarısında Trabzon’a gelmişti. Trabzon Lisesi’nde öğrenciyim, bir kitabevinin davetlisiydi ve söyleşecekti okurlarıyla. İçimdeki heyecanı anlatacak gücüm yok. Ünlü bir “yazın adamı” geliyordu şehrimize, Hababam Sınıfı başta olmak üzere, bu ülkede yoksul çocuklar üzerine yazılmış en güzel şiirlerin de şairi, bir güzel adam.
-
ŞOTA’yı herkes göklere çıkarır ve eski hocası Şenol Güneş’in Beşiktaş’ını hem de deplasmanda alt etmesi, şehirde ve dış temsilciliklerde fener alayları ile kutlanırken , bir kez daha kötü adam olmayı göze alıp çevremizi uyarmaya çalıştık. 40 yıllık profesyonel Trabzonspor izleyicisi ve kimseden bir şey ummamanın, kimsenin bir “şeyi” olmamanın verdiği özgüvenle, BJK galibiyetinin aldatıcı olduğunu
-
Justin Biper’le Erkan Zengin ! Şike süreci Türkiye’ye öğrettiği şeylerden biri belki birincisi, adalet dediğimiz “şeyin” zavallı hali oldu şüphesiz. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hukuk tarihinde ders olarak okutulacak kıvamdaki yargılamaları ve başta sanıklar ve sanık avukatları olmak üzere tarafların gıkını çıkaramadığı duruşmalar ve karar sonrası Türkiye yeni bir sürece girdi. Şike ve teşvikten hüküm yiyen 48
-
Trabzon Belediye Başkanı Sayın Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun bir Beşiktaş sempatizanı olduğunu Ankara yıllarımda kendisi de Sağlık bakanlığı müsteşarı iken çalışma arkadaşlarından duymuş ve çok da üzerinde durmamıştım. OFG’nin şike sürecindeki “atıl” kalışı ve şikenin anıtının açılmasına bile tahammülsüz bir görüntü çizmesi beni yine Ankara günlerine götürdü ve OFG’nin çocukluk aşkına (muhtemelen) sadakatini devam ettirdiği sonucuna
-
Spor dünyasındaki figürlerin, birbirleri hakkında herhangi bir konuda görüş beyan etmemelerini, bu “dünyaya” özgü oportünizm batağı nedeniyle tolere edebiliyoruz şükür. Hatta daha ileri gidip, Aziz Yıldırım gibi şikeciliği her makam ve toplum vicdanınca onaylanmış bir ismin bile, dostları tarafından korunmasını, savunulmasını beşerin acınası çaresizliği penceresinden anlamaya hazırız. Aziz Y ve ” Oral ve Çandar elemanları”
-
Kişisel ilişkilerden ve yoğurt yeme biçiminden beslenen bakış açılarıyla bir önceki TS Başkanı Sadri Şener’i beğenir ya da beğenmeyebiliriz, ama kendisinin camiayı temsil yeteneği bakımından mevcut başkanla kıyaslanmayacak ölçüde önde olduğu gerçeğini biz kabul etmesek de sonuç değişmez. Yukardaki giriş, şimdiki Sadri Şener eleştirilerinin yaratacağı olası rahatsızlıklara bir hazırlık olarak görülmeli. Vizyon olarak İHO’ya açık