-
26 Eylül 2008 Cuma Bu yazı bir Fenerbahçe ya da futbol maçı analizi amacıyla değil, taş gibi bir Anadolu takımına hakkını teslim etmek için yazıldı. Biliyoruz ki gazete manşetlerini Fenerbahçe’nin nasıl kaybettiğine dair hazımsızlıklar dolduracak. Sivasspor’un geçen yılki Trabzonspor maçıyla başlayan çıkışı, gönlü memleketle dolup taşan benim gibilerde derin acılar bırakmış olsa da, Yiğidolar’ın çıkışından
-
25 Eylül 2008 Perşembe Yattara olayı bunca sıcakken, Kazım Kazım nereden çıktı diyenleriniz olacaksa, onlar için yazı burada bitti. Onca karşıt görüşlerimize, “Trabzon Stadı’ndan tel örgüleri kaldırmak yerine tellere elektrik verilmeli” şekline bürünen kılıç yarasına ve her fırsatta yok saymak için özel cümleler kurmak zorunda hissettiği Şenol Güneş başlıklı “yaralamalı saldırılarına rağmen”, Kazım Kanat’ın ölümü
-
23 Eylül 2008 Salı Hanidir Trabzonspor’un siyasi hesapların içine çekilmek istendiğine dair kuşkular taşıyorum. Her ne kadar Sadri Şener’in kendine özgü ‘dik duruşu’ bu kuşku bulutunu dağıtsa da, zaman zaman umutsuzluğa kapılmak, ‘ulan yoksa..’ dememek de elde değil. Bu yazının nedeni, Trabzonspor üzerinden ikbal hesabı yapanlara bir hatırlatmadır ve hayattandır, hayalden değil. İstanbul ve iş
-
21 Eylül 2008 PazarKendine özgü özellikleri olan biri. Ve kendine özgü yöntemleri, haliyle… Mesela sevmediği medya mensuplarını çok rahatça aşağılayabiliyor. Aşağılama eylemine tenezzül etmek aşağılayanın, Yıldırım’ın, eksiği olarak sırıtmaya devam etse de, aşağılanan gazetecilerin sessizliği asıl garabet aslında. Ve beni profesyonel bir gazeteci olarak meslektaşlarımın aşağılanmayı kabullenişi, haliyle, daha çok ilgilendirir. Fenerbahçe Tv’den başka yere
-
Sevgili Trabzonsporlular, Trabzonspor Denizli maçını sanatçı kardeşim Volkan Konak’la izledik. TAKA için yazımı da maç sonrası telefonla Gazetede merkezindeki arkadaşlarıma yazdırıyorum. Trabzonspor’la ilgili olarak şunu söyleyebilirim. ‘Rakamlar yalan söylemez.’ Geçen yıla göre çok çok iyiyiz 4 maçta elde edilen 10 puan var. Puan olarak Moral olarak Kadro olarak farklıyız. Zirvedeyiz. Song, Egemen, Cale hatta bu
-
18 Eylül 2008 Perşembe Şampiyonlar ligi tarihinde Porto’lu Lido dışında oyuna sonradan girip ilk temasında gol atmayı başarabilen kaç oyuncu var bilmiyorum, ama bir rekordan söz edilecekse, ve reklamın iyisi kötüsü de olmazsa, Fenerbahçe için de bir tesellimiz var artık. Lugano katkılı da olsa topla ilk buluşmasını golle sonuçlandırılan bir oyuncuya tebessümle sarmalanmış bir selam
-
15 Eylül 2008 Pazartesi Hanidir bir hacimlinin Trabzon’dan bir puan çıkardığı için bunca sevindiğine tanık olmamıştık. Bu pencereden bakılınca Karadeniz’in bu hırçın şehrinde bir yılda çok şeyin değiştiği, en azından “algılamanın” bu yönde olduğu rahatça söylenebilir. Yattara oynayacak, oynamayacak tartışmalarıyla dolu haftanın bir numaralı muhatabı, özel bir işi için ABD’ye gittiğinden, “Yattara neden oynamadı?” sorusuna
-
11 Eylül 2008 Perşembe Sayın Terim hakkındaki görüşlerim değişesi değil. Ne kendisi izin veriyor buna ne de beni ben yapan değerlerim, Terim’in bendeki karşılığını şu anki yerinden bir başka yere taşıyabiliyor. Çoğu kişiyi rahatsız eden Belçikalı teknik adamla girdiği “sokak kavgasında” bile Terim’e hak verecek bir şeyler bulup çıkarabilmiş bir gazeteciyim üstelik. Hiçbir Avrupalı şımarığın
-
06 Eylül 2008 Cumartesi Tarihsel “husumet”in mücadeleyi bir futbol oyunundan ziyade bir didişme zirvesine taşıyacağını az çok bekliyorduk zaten. İlk yarı “sıkıntı arkadaş” türü bir tabloyla karşıladı bizi. Buna önce saha zemininin bozukluğu eklendi, üstüne şiddetli rüzgar bindi, sos olarak da Servet’in “milli takıma böylesine dengesiz ve düz bir adamın ne işi var” dedirten performansı
-
04 Eylül 2008 Perşembe Benim için Ulusoy ailesi çok bilinmeyenli bir denklem değil.Ulusoy’lar hakkında yazılabilecek en güzel cümleler, Nihat Genç kitaplarında saklı. Eski bir fıkra koyalım neşemizi bulalım. Ulusoy Otobusu içindeyiz, muavin eline mikrofonu almış mola anonsu yapıyor: -Sayin yolcularumuz, otobusumuz birazdan yarim saat yemek ve ihtiyaç molasi verecektur. Tuvalet lokantanun yanindadur, afiyet olsun” Devamla;
-
03 Eylül 2008 Çarşamba Lig Radyo’da Uğur Meleke’nin programını dinliyorum. Yoldayım, karıştırıyor olabilirim ama sanırım Mehmet Ayan ve Gökmen Özdenak da programın diğer konuk/katılımcıları. Şurdan buradan derken konuşmacılardan biri “Semih’in gol attıktan sonraki 10 saniyesi çok özeldi”ye benzer bir cümle kurdu. Diğerleri de katıldı bu görüşe ve Semih’e espriyle karışık bir kutsama ile alkışlar gönderildi.
-
01 Eylül 2008 Pazartesi Gönül tellerimizin görünmez bestekarı Trabzonspor 2 de 2 yapmış ve takım her hafta “üzerine” koyarken bir keyif yazısı yazmaya; Geronimo’un 60 metrelik pasına, Roberto Carlos’un izlenmeye doyulmayan gösterisine çok daha fazla yer ayırmak isterdim. Ama beni derinden üzen bir haber üzerine, hepimizin ortak değeri olan bir ismi ve dramını herkesle paylaşmak